<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zayıflama, diyet, beslenme, estetik, güzellik, bakım &#187; nasıl</title>
	<atom:link href="http://www.zayiflik.net/tag/nasil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zayiflik.net</link>
	<description>Bayanlara dair konular ve bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2009 17:01:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kış aylarında cilt nasıl korunur?</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/k-aylarnda-cilt-nasl-korunur.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/k-aylarnda-cilt-nasl-korunur.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 10:03:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[korunur?]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">www.guzelbayan.com/?p=0</guid>
		<description><![CDATA[			Uzman Doktor Ayfer Aydın, özellikle kış mevsiminde cilt sağlığını tehdit eden faktörlerin çoğaldığını belirterek, rüzgâr, düşük nem oranı, kirli hava ve kapalı ortamlarda daha uzun süre vakit geçirme zorunluluğu gibi etkenlerin sivilce ve sedef, egzama gibi bazı cilt hastalıklarının artmasına sebep olduğunu söyledi. Uz. Dr. Ayfer Aydın, kış aylarında yetişen meyve ve sebzelerin bolca tüketilmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>			Uzman Doktor Ayfer Aydın, özellikle kış mevsiminde cilt sağlığını tehdit eden faktörlerin çoğaldığını belirterek, rüzgâr, düşük nem oranı, kirli hava ve kapalı ortamlarda daha uzun süre vakit geçirme zorunluluğu gibi etkenlerin sivilce ve sedef, egzama gibi bazı cilt hastalıklarının artmasına sebep olduğunu söyledi. Uz. Dr. Ayfer Aydın, kış aylarında yetişen meyve ve sebzelerin bolca tüketilmesi gerektiğini belirterek, &#8220;Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi<br />
korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir&#8221; dedi.</p>
<p>Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü&#8221;nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, kış aylarında sağlıklı bir cilt için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt rahatsızlıklarının görülme sıklığının da arttığını anlatan Uz. Dr. Ayfer Aydın, &#8220;Rüzgâr, düşük nem oranı, kirli hava ve kapalı ortamlarda daha uzun süre vakit geçirme zorunluluğu gibi etkenler sivilcelerin, sedef, egzama gibi bazı cilt hastalıklarının artmasına sebep oluyor. Cildimiz her an dış dünyayla irtibat halinde<br />
olduğundan fiziksel etkenlerden ciddi oranda etkileniyor. Özellikle kış mevsiminde cilt sağlığını tehdit eden faktörler çoğalır. Kışın soğuk ve kuru hava, düşük nem, rüzgâr, kirli hava ve asit yağmurlarına özellikle dikkat edilmesi gerekir. Bu doğal etkenlerin yanı sıra kışın gelmesiyle birlikte kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması da cilt sağlığını olumsuz etkiler. Melatoin hormonunun güneşsiz ortamlarda daha fazla salgılanması insanların kış aylarını daha stresli ve depresyona eğilimli<br />
geçirmelerine yol açar. Bu faktörlerin birleşmesi; akne (sivilce) ve egzama gibi cilt hastalıklarının görülmesinin yanı sıra stresle tetiklenen sedef, vitiligo gibi önemli deri hastalıklarının da artmasına sebep olur&#8221; dedi.</p>
<p>Yaşlılar, çocuklar ve derisi kuru olanların kış mevsiminden en çok etkilenen grubu oluşturduğunu vurgulayan Uz. Dr. Ayfer Aydın, &#8220;Bu aylarda havadaki nem azalırken kalorifer, soba ve klima gibi cihazlar nem oranını daha da aşağıya çekiyor. Bu aşamada deri kuruluğuna bağlı gelişen veya şiddetlenen deri hastalıklarının önlenmesinde nemlendiricilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Cilt temizliğinde de ;cildin PH değerine uygun nemlendiricili tıbbî temizlik ürünleri kullanılmalıdır. El temizliği için<br />
kullanılan sabunların, yüz temizliği için kullanılması son derece yanlıştır. Çünkü el derisi, yüze oranla daha kalındır, bu yüzden cilt tipinize uygun temizleyicilerin kullanılması uygun olacaktır. Günde birkaç kez duş almak, sık sabun kullanmak cilt kuruluğunu artıran faktörlerdir. Özellikle çok sık duş alan kişiler, cilt bakımlarını ihmal etmeyerek, banyodan sonra mutlaka nemlendirici kullanmalıdırlar. Ayrıca cildin yağlı olması, nemle karıştırılmamalıdır; yağlı cilde sahip kişiler de kış aylarında<br />
nemlendirici kullanmalıdırlar&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Uz. Dr. Ayfer Aydın, yaz mevsiminde yağsız ve su bazlı nemlendiriciler kullanılmasının daha uygunken, kış aylarında daha yoğun ve yağlı nemlendiricilerin kuruyan cildi korumada daha faydalı olacağını dile getirdi. Kış mevsiminde havanın nem oranı azaldığı için nemlendiriciler kullanmak ve cilde uygulanan diğer sağaltıcı uygulamaların yanında bol su içmenin cildin nem oranını artırmada çok önemli olduğunu hatırlatan Aydın, &#8220;Kahve, çay ve meyve suyu gibi farklı sıvı gıdalar tüketmek cildin su ihtiyacını<br />
karşılamaz. Alkol almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar idrar söktürücüdür ve su kaybına neden olurlar.Vücudumuz yabancı maddelerle, zararlı atıklarla dolduğunda diğer boşaltım kanalları zorlanır ve vücudumuz bu atıkları cildimiz yoluyla, ter ile dışarı atmaya çalışır. Bu durum da ciltte çeşitli hastalıkların baş göstermesine neden olabilir. Yaşla birlikte deri giderek nem oranını ve esnekliğini de kaybeder. Bunu çok ucuz ve çok sağlıklı bir şekilde çözecek tek şey bol su içmektir. Bol su içmekle derinin hem nem oranı artar hem de su yolu ile çok sayıda toksin atılarak cildimiz parlak, diri ve genç kalır. Günde an az iki litre su içerek hücreleri temizlemek, dolgunlaştırmak mümkündür&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>KIŞ MEYVELERİ VE SEBZELERİNİ BOL BOL TÜKETİN<br />
Kış aylarında yetişen meyve ve sebzelerin bolca tüketilmesi gerektiğini söyleyen Uz. Dr. Ayfer Aydın, &#8220;Portakal, mandalina, greyfurt, kivi gibi meyveler bol bol C vitamini içeriği sayesinde cildin daha genç ve diri kalmasını sağlarken tüm vücudumuz için de doğal bir antioksidan işlevi görür. Bu besinlerin içerdiği yüksek miktarda sıvı da vücuda alınması gereken sıvı miktarını destekler. Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı<br />
bir ışıltı verir. Kabuklu çiğ yemişler ve tohumları tüketmek de son derece faydalıdır. Unutmamak gerekir ki; bunlar ısıya duyarlıdır ve pişirildiklerinde hücrelere fayda sağlayacak pek çok özelliklerini kaybederler&#8221; diye konuştu.<br />
Uz. Dr. Aydın, kuru ve soğuk kış aylarının saçlar için zararlı olabildiğini de belirterek, &#8220;Yılın bu zamanında sıcak iç mekanlar ve soğuk dış mekanlardan dolayı saçlar kolaylıkla kuruyup yıpranabilir. Saçlarınızın zarar görmemesi için bu aylarda koruyucu önlemler alınmalı ve buna uygun saç bakım kürleri uygulanmalıdır. Saçlar ıslakken dışarı çıkılmamalı. Sokağa çıkarken bere ya da şapka kullanmak saçların kuru ve kirli havadan korunmasına yardımcı olur. Saçları nemlendirmede ve daha volümlü görünmesinde sıcak değil, ılık suyla yıkamanın faydası vardır. Ilık su nemi saçlara hapseder ve saçlara fazladan parlaklık katar. Fön makinesi ve saç düzleştirici gibi saç şekillendirici aletlerin de kullanımıncdaha kalındır, bu yüzden cilt tipinize uygun temizleyicilın azaltılmasmuygun temizleyicilerin kullanılmı gerekir&#8221; dedi.<br />
Kış aylarının saç dökülmelerinin de yoğun olarak görüldüğü bir dönem olduğunu anlatan Uz. Dr. Ayfer Aydın, yaz mevsiminden kışa geçişte melatonin ve seratonin hormonlarının azalmasıyla çok sayıda insanda ruhsal olarak hafif de olsa depresif duyguların oluşabildiğini söyledi. Saç sağlığının ruh sağlığından birebir etkilendiği için saç dökülmelerinin de bu mevsimde arttığını ifade eden Aydın, &#8220;Tarama işlemi sırasında tutam tutam saç dökülmesi görülüyorsa mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Dudaklarımız da soğuk havanın etkisi ile kurup çatlayabilir. O nedenle dudakların gün içerisinde sık sık nemlendirilmesi gerekir. Bu nemlendirme basit bir vazelin veya yanınızda taşıyabileceğiniz dudak koruyucuları ile olabilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Uz. Dr. Ayfer Aydın, kış mevsiminin yoğun güneşin olmaması nedeniyle ciltte kimyasal peeling, lazer ile cilt gençleştirme gibi işlemlerin rahatlıkla yapılabileceği bir dönem olduğunu da belirterek, &#8220;Kimyasal peeling uygulamaları; deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulamasıdır. Bu tedavide deriye, yüzeysel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir asit uygulanır. Bu uygulanan meyve asitleri başta olmak üzere çok sayıda peeling solüsyonu, derinin altında yalancı bir yanık alarmı olarak algılanarak deri altında yeniden bir yapılanma ve onarım başlatır. Bu yeniden onarım sayesinde cilt daha canlı, diri, genç ve sıkı bir hal alır ve sonuçlar kalıcıdır. Uygulanan solüsyon, derinin üst yüzeyinde de var olan sivilce, siyah noktalar, sivilcelerin oluşturduğu izler, küçük çukurcuklar, güneş, yanık ve yaşa bağlı oluşan kırışıklıklar, güneş yaş ve gebelik nedeniyle ortaya çıkan lekeler, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu deriden kabarık lezyonların düzelmesinde ve iyileşmesinde etkindir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Uz. Dr. Ayfer Aydın açıklamasını şöyle tamamladı; &#8220;Lazerle cilt gençleştirme ise; cildin genç kalması ve yaşlanma izlerinin giderilmesi için uygulanan en son teknolojik yöntemdir. Cilt gençleştirme ya da &#8220;rejuvanation&#8221; olarak da adlandırılan bu yöntemle cilde verilen lazer ışığı ile cerrahi hiçbir işelm uygulanmadan cilt altı hücrelerinin, yeni kollejen ve elastin lifleri üretmesi hızlandırılır. Böylece verilen lazer enerjisiyle kırışıklıklar azalıp yok, olurken ciltte belirgin gerginleşme ve dirileşme<br />
hissedilir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/k-aylarnda-cilt-nasl-korunur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aknelerden Nasıl Kurtulurum!</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/aknelerden-nasil-kurtulurum.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/aknelerden-nasil-kurtulurum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 May 2008 22:26:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Aknelerden]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulurum]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinvemoda.net/aknelerden-nasil-kurtulurum.html</guid>
		<description><![CDATA[

 Ne yazık ki birçok kadının büyük problemi olan akne, bazen son derece ısrarcı olabilir. Yıllar geçer, ergenlik geçer ancak sivilceler çıkmaya devam eder; sanki bir kader gibi… Dermatolog Dr. Ayşe Özboya: Bir türlü bitmeyen akneler, umutsuzluğa kapılmanıza, bazı yanlış davranışlar sergilemenize ya da yanlış inanışlar geliştirmenize neden olabilir. diyor.
Yanlış inanışlar
Yanlış olan düşünce; aknenin bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.modernkadin.net/aknelerden-nasil-kurtulurum/" rel="bookmark" title="Permanent Link to Aknelerden Nasıl Kurtulurum!"><br />
</a></p>
<p><img src="http://www.modernkadin.net/resimler/cilt-bakimi/cilt12.jpg" align="left" height="106" width="106" /> Ne yazık ki birçok kadının büyük problemi olan akne, bazen son derece ısrarcı olabilir. Yıllar geçer, ergenlik geçer ancak sivilceler çıkmaya devam eder; sanki bir kader gibi… Dermatolog Dr. Ayşe Özboya: Bir türlü bitmeyen akneler, umutsuzluğa kapılmanıza, bazı yanlış davranışlar sergilemenize ya da yanlış inanışlar geliştirmenize neden olabilir. diyor.<span id="more-53"></span></p>
<p><strong>Yanlış inanışlar</strong></p>
<p>Yanlış olan düşünce; aknenin bir yaşı olduğu ve evlenince geçeceğidir. Halbuki tedaviyi ne kadar geciktirirseniz ve cilt tedavisinden ne kadar uzaklaşırsanız, yaşadığınız umutsuzluk ve tedavinin zorluğu artar.</p>
<p>Cilt bakımı veya siyah noktaların temizlenmesi ile tedavi olacağını düşünmeniz de diğer bir yanılsamadır. Unutmayın ki bu bir hastalıktır.</p>
<p>Akne oluşumuna yatkın ciltlerde bazen, altta yatan ikinci bir neden de; hormonal düzen bozukluklarıdır. Bu durum cildinizin düzensiz yağlanmasına ve rahatsızlığınızın uzun döneme yayılmasına neden olabilir.</p>
<p>Eğer siz de sürekli akne problemiyle karşı karşıyaysanız, doğru doktor ve doğru takip sürecine girmekte gecikmeyin. Akneli ciltler, genelde yağlı ve karma yapıda olurlar. Tedaviyi geciktirirseniz, yanlış kozmetik ürünlere yönelmeye başlayarak, iyileşme sürecine uzaklaşırsınız ki bu da, psikolojinizi ciddi boyutlarda etkiler.</p>
<p><strong>Aknelerin oluşumu</strong></p>
<p>Cildin nemlenmesinden ve korunmasından sorumlu olan orta deri tabakasındaki yağ bezlerinin faaliyeti, bazı dönemlerde artar. Özellikle ergenlik döneminde, hormonların düzensizliği bu yapıyı olumsuz etkiler. Aşırı yağlanma da, akne oluşumunun zeminini hazırlar.</p>
<p>Derinizin normal yapısının bozulup, bölgesel tıkaçlar oluşturması ve cildinizin kalınlaşması da aknelerin oluşumunu sağlar. Bu cilt rahatsızlığına, yağ bezlerinizde ve deri altında iltihaplanmaya ve şişmeye; dokunduğunuzda hassas kabarcıkların oluşumuna sebep olan bakteriler de eklenebilir. Tüm bu yapı bozuklukları birleştiğinde ise, akne problemi ile karşılaşırsınız.</p>
<p><strong>Her yaşta akne oluşabilir</strong></p>
<p>Genellikle 13-20 yaş aralığında, yağ bezlerinin aşırı çalışması ile oluşan akne problemi, çok değişik nedenlerle, her yaşta ve her cilt tipinde görülebilir. Özellikle cildiniz karma ise, bu tür sorunlarla daha sık karşılaşırsınız.</p>
<p>Yağlı ve karma cilt tiplerinde, akne oluşumu daha sıktır, ancak yanlış nemlendiriciler ve porları tıkayan kremler, kuru cilt tiplerinde dahi sivilcelenmeye neden olabilir. Bu nedenle kozmetik seçimini dikkatli yapmanız gerekir.</p>
<p><strong>Beslenme</strong></p>
<p>Bazen hastalar, birçok gıdayı sevmelerine rağmen tüketemediklerinden şikayet ederler. Aslında kanıtlanmış bir gıda reaksiyonu yoktur. Belirli gıdaların yenmesinin, akneyi artırdığı, yapılan araştırmalarda kanıtlanamamıştır. Bazı hastaların ise, besinlere duyarlılıkları olabilir, yani kişisel hassasiyetlerle karşılaşılabilir; kimileri çikolatadan, kimileri çekirdekten etkileniyor olabilir, ancak bu kişisel bir etkileşimdir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Akne, oldukça inatçı ve uzun süreli bir hastalıktır. Bu nedenle, kısa sürede mucizeler beklemeniz yanlış olur. Doktorunuzun talimatlarını yerine getirmeniz, sizin de doktorunuz tarafından izlenmeniz ve işbirliği gerekir ki sonuca ulaşabilin. Bu tedavinin ilk olumlu sonuçlarının birinci aydan sonra başlayabileceğini ve gerekirse tedavinin değişikliklerle devam edebileceğini doktorunuz en baştan söylemelidir.</p>
<p><strong>Aknelerden Kurtulun</strong></p>
<p>&gt; Kozmetik ürünlerden uzak durun ki tedaviyi bozmayın.</p>
<p>&gt; Güzellik salonlarında yapılan işlemlerden etki bulmaya çalışmayın.</p>
<p>Bu konuda kesin ve net olarak doktorunuzun uyarılarına özen gösterin.</p>
<p>&gt; Gereksiz cilt bakımları yaptırmayın.</p>
<p>&gt; Cildinizle oynamayın, bilinmedik ürünler sürmeyin.</p>
<p>Medikal tedavide hastalığın evresi çok önemlidir; bazen birkaç siyah nokta, bazen ise, şiddetli deri altı şişliklerle seyreder. Eğer hastalık, hafif bir olgu ise, bölgesel temizleme jelleri ve hafif soyucu kremler yeterli olabilir. Daha yoğun bir durum söz konusu ise, ağızdan antibiyotik ve özel kremler verilebilir. Tüm hastalara farklı bir yaklaşım ve farklı bir karma yapmak gerekir. Herkesin cilt tipi farklı ve ilaçlara tepkisi de değişiktir. Unutmayın, size iyi gelen bir tedavi, başkasına iyi gelmeyebilir. En şiddetli durumlarda ise ağızdan alınan A vitamini türevleri son derece etkili çözümler sağlar. Bu tip tedavilerde dikkatli olmanız ve ilacın yan etkileri hakkında doktorunuzla konuşmanız gerekir. Akne tedavisi 5-6 ay civarında sürer ve sonuç gerçekten yüz güldürücüdür…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/aknelerden-nasil-kurtulurum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun estetiği yazı dizisi</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/burun-estetigi-yazi-dizisi.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/burun-estetigi-yazi-dizisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jan 2008 06:36:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Burna]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[buruna]]></category>
		<category><![CDATA[istiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olurum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.estetikdergisi.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Güzellikte altın oranlar değişti. Burun da bundan nasibini  aldı. Eskiden olduğu gibi küçük veya hokka burunlar değil, yüze bakıldığında  fark edilen burun güzel olarak kabul ediliyor. Yüzle uyumlu durmayan burna ise  ameliyat gerekiyor


Türkiye&#8217;de yapılan estetik operasyonların başında burun ameliyatları geliyor.  Başarılı sonuçlar yüz güldürürken kötülerini de düzeltmek çok zor olabiliyor.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font><font face="Tahoma">Güzellikte altın oranlar değişti. Burun da bundan nasibini  aldı. Eskiden olduğu gibi küçük veya hokka burunlar değil, yüze bakıldığında  fark edilen burun güzel olarak kabul ediliyor. Yüzle uyumlu durmayan burna ise  ameliyat gerekiyor</font></font></p>
<p><span id="more-582"></span></p>
<p><img src="http://www.ccent.com/images/pic-cosmetic1.jpg" align="left" /></p>
<p>Türkiye&#8217;de yapılan estetik operasyonların başında burun ameliyatları geliyor.  Başarılı sonuçlar yüz güldürürken kötülerini de düzeltmek çok zor olabiliyor.  Burada en önemli nokta ise iyi cerrah seçmek. Kulak-burun-boğaz uzmanı Op. Dr.  Süreyya Şeneldir, doktor seçiminde öncelikle bu ameliyatları yaptırmış olanların  referansına, ardından da anestezist ve hemşirelere danışılması gerektiğini  söylüyor.<br />
<strong>Burun ameliyatı olmaya karar veren biri öncelikle neye dikkat  etmeli?</strong><br />
Öncelikle hekimini seçmeye dikkat etmeli. Neticede, hayatta en  önemli varlığınızı, yani, bedeninizi, ona emanet ediyorsunuz. Şayet, akıllıca ve  bilinçli bir tercih yaparsanız hem mutlu olursunuz, hem de gelecek yıllarınızı  huzur içinde geçirirsiniz. Yapmanız gereken, yakın çevrenizden ve özellikle bu  ameliyatı daha önce geçirmiş birinden tavsiye istemektir. Sağlık alanında  çalışan tanıdıkları olanlardansanız şanslı birisiniz demektir. Çünkü onların  referansları çok önemlidir. Bu kişiler, cerrahı işbaşında görenler  olduklarından, doktorun ameliyat esnasında iyi ve kötü hallerini en iyi  gözlemleyenlerdir. Örneğin, anestezi doktorları ve ameliyat hemşireleri iyi  birer referanstır. &#8220;Benim tanıdığım anestezist veya hemşire yok&#8221; diye üzülmeyin.  İlgilendiğiniz doktor hangi hastanede ameliyat yapıyorsa o hastaneye gidip biraz  araştırma yapmanız da işe yarar. Şayet, kibar, ciddi ve kendinizi iyi ifade  edecek şekilde yaklaşırsanız, tüm hastane çalışanları size bu konuda yardımcı  olacaklardır. Doktor seçiminde yapılan en sık ve büyük hata, her cerrahın o  ameliyatı yapabileceğini düşünmek ve ilk kıstas olarak fiyatı ön plana almaktır.<br />
Sonuç olarak, size lazım olan, burun ameliyatını, kulak, burun-boğaz hekimi  veya plastik cerrah, hangisi yaparsa yapsın, hep burunla uğraşıyor olması ve  kafayı burna takmış olmasıdır. Cerrahın, tıptaki gelişmeleri takip edebilmesi  adına, kongrelere ve kurslara katılıp, kendini sürekli geliştirmesi de  önemlidir. Bunu da sorgulamalısınız. Ameliyatlarını nerede yaptığı, hastanenin  kalitesi ve tam teşekküllü olup olmadığı da sorulmalı. İşini seven bir cerrah  hastane kalitesinden asla taviz vermez, vermemelidir de.<br />
<strong>Hangi durumlarda  burun operasyonu gerekir?</strong><br />
Burun yüzde uyumlu durmuyorsa ve ilk bakışta  dikkati çekecek kusurları varsa veya fonksiyonlarıyla ilgili sorunlar varsa  ameliyat gereklidir.<br />
Ameliyattan amaç, yüzle uyumlu natürel bir burun  yapmaktır. Hastayı muayene edip beklentilerini dinledikten sonra burnu daha iyi  görünen bir hale getirebileceksek ameliyat ediyoruz. Hastanın isteği önemli ama  asla tek ölçü değil. Bence tek ölçü burun ideal mi? İdeal burnu asla hastanın  beklentileri doğrultusunda ameliyat etmemek gerekir. Biz bu ameliyatla bur-  nunuzu küçültebiliyor, büyütebiliyor, varsa kemerinizi alıyoruz. Burun  deliklerinizi küçültüp, burun ucu düşük ise kaldırabiliyoruz. Özellikle karşıdan  bakışta burun ucu çok geniş ve dağınık duruyorsa daraltabiliyoruz. Tam tersi,  karşıdan bakışta burun ucu dar ise bir nevi mandalla sıkılmış gibiyse  genişletebiliyoruz.<br />
Ucu aşırı kalkık domuzcuk burnu gibi ise normal  kalkıklığına indirebiliyoruz. Burun çok uzun ise kısaltabiliyoruz, çok kısa ise  de uzatabiliyoruz. Eğik ve çarpık ise düzeltebiliyoruz.<br />
<strong>En başarılı  sonuçları hangi tip burunlarda alıyorsunuz?</strong><br />
Burun ameliyatında başarıyı  etkileyen burnun yapısıyla ilgili bazı faktörler vardır. Gerçekten biz estetik  ameliyatta burun kıkırdak ve kemik yapıları üzerinde çalışma yaparız. Burnu  kaplayan cilt yapısı üzerinde çalışma yapmayız. Eğer burun cildi çok kalın ise  kemik ve kıkırdaklar üzerinde yaptığımız çalışmayı yeterince göstermez. Aynı  mantıkla çok ince bir cilt ise en ufak bir olumsuz pürüzü bile gösterebilir.  Normal elastikiyet ve kalınlıkta bir cilt ise başarılı sonuçta oldukça  etkilidir. Burunlarda başarılı sonuç almak daha kolaydır. Aşırı eğik burunlarda  ameliyat esnasında dümdüz bir burun sağlansa da zamanla kıkırdak hafızası  sebebiyle çok hafif eğiklikler oluşabiliyor.<br />
<strong>Ameliyat ne kadar  sürüyor?</strong><br />
Burundaki sorunlara bağlı olarak ortalama üç saat kadar sürer.<br />
<strong>Ameliyat sonrası şişlikler ne kadar sürede geçiyor?</strong><br />
Morlukları  yapan şey göz ve yüz etrafındakı dokulara kan sızması ve bunun ciltte  oluşturduğu renk değişikliğidir. Şişliklerin sebebiyse cerrahın dokuya yaptığı  travma sonrası oluşan reaksiyonlardır. Morluk ve şişliklere artık eskisi kadar  sık rastlanmıyor. Bunun en önemli sebebi anestezideki gelişmeler sonucu ameliyat  esnasında kanamaların az olmasıdır. Böylece dokulara kan sızısı azalır ve fazla  morluk olmaz. Cerrah da acele etmeden dokuları en az travma edecek şekilde ve  doğru planda calışmasını yaparsa şişlikler de çok az oluyor. Morluk ve şişlikler  uzun sürmez. Yedinci günde yüzde 70&#8242;i, 21. günde yüzde 90&#8242;ı kaybolur. Kalan  yüzde 10&#8242;luk kısmı ise altı ay-bir yılda geçer.<br />
<strong>Burun ameliyatlarında  uygulanan yeni teknikler var mı? </strong><br />
Burun estetiğinde tüm dünyanın kabul  ettiği iki asıl teknik vardir; açık teknik ve kapalı teknik. Kapalı teknikte  bütün kesiler burun içerisinde yapılır. Cerrah içeriden çalışarak ameliyatı  tamamlar. Açık teknikte ise burun ucunda 3-4 mm.&#8217;lik bir kesi yapılarak burun  ucu açılır. Bu şekilde bütün burun yapılarına ulaşmak mümkün olur ve ameliyat  hiçbir şey şansa bırakılmadan görülerek yapılır. Açık teknik son 10 yılda  yaygınlaşmış olan en yeni teknik. Ben ameliyatlarımı açık teknikle yapıyorum.  Çünkü açık teknikle burna tam hâkim olmak mümkündür.<br />
<strong>İdeal burun var mı?  Bunu nasıl tarif ediyorsunuz?</strong><br />
Burun, estetik olarak en önemli  organlardan biridir. Aynı zamanda birçok görevi vardır. Solunum sistemimizin  başlangıç noktasıdır. Koku almaya yarar. Sesimizin bize özel olmasını sağlar.  İnsan vücudunun dış dünyaya açılan kapılarından biridir. Tüm bu fonksiyonlar ve  estetik görüntü karşılıklı birbirleriyle etkileşim halindedir. Bu sebepten  burun, içi ve dışıyla bir bütün olarak ele alınmalı. Bu bağlamda ideal burun şu  üç özelliğe sahip olan burundur; Eco&#8217;nun dediği gibi iyi oranlanmış her şey  güzeldir, burun da yüz de ideal oranlara sahip olmalıdır. Yüzün diğer  yapılarıyla orantılı olmalıdır (Çene, alın, kaş, göz, dudakla birbirini  tamamlamalı). Yüzle orantılı olması yetmez. Burun kendi içinde kendisiyle  orantılı olmalı. Burun ucu, sırtı, kanatları, deliği gibi alt bölümleri  birbirleriyle vektörel bir ahenk içinde olmalı. Güzel bir burun orantılı ama  &#8216;Ben varım&#8217; diyen burundur. Doğuştan güzel olan burunlara bakın hepsi de yüzde  silik durmazlar, ön plandadırlar.<br />
Maalesef güzel burun yapmak adına bazen  burun yüzde orantısız hale getiriliyor, yani aşırı küçültülüyor. Burun yüzdeki  hâkimiyetini kaybediyor. Yüzde kaybolup gidiyor. Küçük burun isteğiyle gelen  hastalara hep bunu anlatıyorum.<br />
İdeal bir burun, hangi açıdan bakılırsa  bakılsın güzel duran bir burundur. Yandan (profil) görünüm önemlidir ama yetmez  önden de güzel durmalı, bu ikisi yetmez altdan da güzel durmalıdır. Yandan  güzelmiş gibi duran bir burun önden çok kötü durabilir veya önden iyi görünen  bir burun yandan kötü olabilir. Maalesef bizde hep profil önemliymiş gibi  gösterilir. Ön ve yan görünüm üzerinde pek durulmaz. Benim anlayışımda karşıdan  bakış büyük önem taşır. Çünkü günlük hayatta insanlar bize hep karşıdan görür,  aynada da kendimizi hep önden görürüz. İdeal burun yeniden tanımlamadaki kasıt  da tam bu nokta yani karşıdan bakış , artık burna karşıdan bakışa çok önem  veriyoruz. Işık burna karşıdan düştüğü zaman gölgelenmeler ve parlaklıkların  nerede olması gerektiği tespit edildi.<br />
<font><font color="maroon" face="Tahoma" size="3"><strong>Hedef  mükemmellik</strong></font><br />
Son gelişmeler burun estetiğinde detayları,  dolayısıyla da mükemmelliği hedefliyor. Sadece iki boyutlu görünümdeki  güzelliğin yeterli olmadığı, üç boyutlu bakıştaki ince detayların burna katacağı  ayrıntıların hoşluğunu görebilmeyi amaçlıyor artık cerrahlar. Yeni hedef  mantıklı ölçülerde daralmış bir burun ucuyla, doğal görünümlü, altın oranlara  sahip simetrik bir burun ve burada gölgelenme parlaklık yaratmaktır.</p>
<p>* *  * * *<br />
</font></p>
<p><font><font color="maroon" face="Tahoma" size="3"><strong>&#8216;Ameliyat sadece estetik değil,  fonksiyona da yönelik olmalı&#8217;</strong></font><br />
<strong>Burna şekli nasıl  veriyorsunuz?</strong><br />
Şekil, kıkırdaklar ve kemikler üzerinde çalışılarak  verilir. Her insanda farklı olan bu kıkırdak yapıları; tek tek analiz edilip,  sorunları tespit ettikten sonra bu sorunlara uygun çözüm tekniklerini uygulamak  gerekir. Estetik burun ameliyatı bir nevi hekimin hastanın burun anatomisiyle  oynadığı satrançtır. Bu yüzden ameliyatta hekimin yaptığı manevraların kısa ve  uzun dönemde sonuç üzerindeki etkilerini iyi hesap etmesi, sabırlı olması ve  acele etmemesi esastır.<br />
İyi yapılırsa çok memnun kalacağınız ama kötü  yapılırsa düzeltmenin de zor olduğu bir ameliyattır. Kıkırdak ve kemik üzerinde  çalışırken burnu taşıyan yapılara zarar vermekten sakınmak gerekir. Bu dokulara  zarar vermek, aşırı kemik ve kıkırdaktan çıkarmak, kıkırdakları ezmek, doğramak  kısa, orta ve uzun dönemde burunda ciddi şekil bozukluklarının çıkmasının en  önemli sebeplerindendir. Böyle yapılanlarda ise burun çöker, mandalla sıkılmış  gibi durur, aşırı kıkırdak durur hatta nefes alma problemleri ortaya çıkar. Bu  komplikasyonlardan sakınmak amacıyla kıkırdakları ezerek, aşırı çıkararak,  doğrayarak değil dikiş kullanarak, destekleyerek, takviye yaparak şekillendirmek  gerekir.<br />
<strong>Türkiye&#8217;de sonuçlar genelde hastaların beklentilerine uygun  mu?</strong><br />
Sırf burunla uğraşan hekimlerin sayısının artmasıyla ülkemizde burun  estetiği sonuçları hasta beklentilerini karşılayacak seviyededir. Hatta bu  bağlamda yurtdışından sıklıkla ülkemize ameliyata gelenler oluyor.<br />
<strong>Burunda moda kavramı var mı?</strong><br />
&#8216;Bu yıl şu burun moda, geçmişte şu  burun modaydı&#8217; gibi sözleri sık duyarız. Fakat burunda moda gibi her sene  değişen bir şekil yoktur ve asla olmamalıdır. Her zaman için amacımız ideal  burnu yapmaktır. İdeal burun ise yüzde doğal duran, yapıldığı belli olmayan  burundur. Tıp, ideal burnu zaman zaman yeniden tanımlıyor. Burada amaç, moda  gibi kendinden öncekileri yok saymak değil, öncekinin üstüne bir şeyler daha  koyarak mükemmeli yakalamaktır.<br />
<strong>Başarılı bir ameliyat sonrası burun nasıl  olmalı?</strong><br />
Burun şeklinin kişinin yüz özelliklerine göre planlanması şart<br />
Natürel olmalı, yüzünüzün diğer yapılarıyla uyumlu olmalı. Burun özellikle  karşı bakışta naturel olmalı burun sırtında ışık ve gölgelenmeler doğru yerlerde  olmalı. Sizi hiç tanımayan birisi burnunuzun estetikli olduğunu anlamamalı.  Ameliyat olduğunuzu bilen yakın çevreniz ise pozitif değişimi fark etmeli. Nefes  alamama şikâyeti varsa o da aynı anda çözülmüş olmalıdır. Uzun dönemde burunda  çökmeler, eğrilikler olmamalıdır. Başarılı bir ameliyat sonrası şişlikler  dağıldıktan sonra burun yüze iyice oturur. Kişi sonuç doğal olduğu için asla  yeni halini yadırgamaz kolaylıkla adapte olur. Hatta çoğu kişiler eski burnunu  bile unutur. İyi yapılmış bir burun kişinin önce bakışlarının ortaya çıkmasına  yol açar. İfade berraklaşır daha sonra yüzün diğer güzellikleri ortaya çıkar.  Bozuk bir burun insana sert sinirli bir ifade verirken iyi yapılmış bir burun  sonrası daha sevecen bir ifade ortaya çıkar, başarılı bir ameliyat sonrası  kişinin ruhsal yapısında olumlu değişmeler olur. Kendini ifade edebilme ve  özgüveni artar, hayata daha pozitif bakar.<br />
<strong>Ameliyat planı çıkarılırken  neler yapılıyor? Hasta yeni burnunu önceden görebiliyor mu?</strong><br />
Ameliyat  öncesi burnun içi ve dışı, endoskopik cihazların yardımıyla detaylı şekilde  muayene edilir. Burun içi muayene çok önemlidir. Bu, estetik ameliyatın en can  alıcı noktalarından birisidir. Estetik burun ameliyatı için başvuran hastaların  önemli bir bölümünde sadece şekil bozukluğu değil burun içerisinde de çeşitli  problemler görülüyor. Bunların başlıcası burnun orta hattını oluşturan kıkırdak  ve kemik yapılardaki eğriliklerdir. Bu ve burun içindeki etlerin alınması da  önemlidir. Eğer burnunuzda bir eğrilik varsa ve ameliyatta giderilmezse sonradan  hem eğrilik hem de nefes alamama sorunu olur.<br />
İyi bir analizden sonra  hastanın sekiz değişik açıdan fotoğrafı çekilir. Bu pozlar ameliyatı planlamada  kullanılır. Ayrıca dijital kamerayla alınan görüntüler üzerinde çalışma yapılır.  Böylece ameliyat sonrası oluşacak görüntü hakkında fikir sahibi olunur. Bu  çalışmayla hastaya hangi şekillerin olmayacağı da gösterilir. </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/burun-estetigi-yazi-dizisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kulak Kepçesi Estetik Operasyonu</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/kulak-kepcesi-estetik-operasyonu.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/kulak-kepcesi-estetik-operasyonu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2007 21:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[kepçe]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.estetikdergisi.com/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Kime kepçekulak denir, nasıl oluşur?
Kepçekulakta kulak kafaya yapışık gibi görünmesi gerekirken kafadan ayrıdır. Yani kafaya yaklaşık 90 derece olması söz konusudur. Bu da kafaya komşu taraftaki kıkırdağın biraz fazla gelişmiş olmasından ve kulağı öne doğru itmesinden kaynaklanır. Bir de kulağın üst kısmındaki kıvrımların oluşmaması halinde de kepçelik meydana çıkar.


Kepçekulağı düzeltme ameliyatı kimlere yapılır?
Kulağının şeklinden memnun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kime kepçekulak denir, nasıl oluşur?<br />
Kepçekulakta kulak kafaya yapışık gibi görünmesi gerekirken kafadan ayrıdır. Yani kafaya yaklaşık 90 derece olması söz konusudur. Bu da kafaya komşu taraftaki kıkırdağın biraz fazla gelişmiş olmasından ve kulağı öne doğru itmesinden kaynaklanır. Bir de kulağın üst kısmındaki kıvrımların oluşmaması halinde de kepçelik meydana çıkar.</p>
<p><span id="more-573"></span></p>
<p style="text-align: center"><img src="http://www.estetikdergisi.com/images/kulak-ameliyati.jpg" /></p>
<p>Kepçekulağı düzeltme ameliyatı kimlere yapılır?<br />
Kulağının şeklinden memnun olmayan herkese eğer makul bir şey istiyorsa bu ameliyatı yaparız. Ama kulağı düzgün bir insan ben şu kişiye benzemek istiyorum diyerek kulağının şeklini değiştirme talebinde bulunursa biz bunu geri çeviriyoruz.</p>
<p><strong>Kulakla ilgili ne tür durumlarda estetik ameliyat yapılıyor?</strong><br />
1- Kulağın hiç olmaması: Bu hastalara en baştan bir kulak yapmak gerekiyor.<br />
2- Bir de kulağın büzük şeklinde olması var. Biz buna ‘Cupair’ diyoruz, yani kahve fincanı şeklini almış kulaklar.<br />
3- Aşırı derecede kepçe olan kulaklar.<br />
4- Kepçekulaklar var.</p>
<p><strong>Bu ameliyattan sonra mükemmel bir kulağa sahip olmak mümkün mü?</strong><br />
Kepçekulak ameliyatları yüzde 100 başarılı olur. Yalnız hiç olmayan bir kulağı baştan yapmak kolay değildir. Son dönemde hiç kulağı olmayanlara son derece başarılı protezler de yapılmaya başlandı. Karşı kulağın örneği alınarak kafatasına mıknatısla<br />
tutturulan protezler de yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Kepçekulak nasıl düzeltilir?</strong><br />
1- Kulağın kafaya yapıştığı yeri menteşe olarak düşünmek ve orayı yaklaştırmak. Tam yapıştırma olmaz, çünkü hiç kimsenin kulağı kafasına tam yapışık değildir.<br />
2- Kulağın bir bölümünde olmayan kıvrımı oluşturarak geriye doğru bükmek. Yani kulak iki taraftan geriye doğru bükülüyor ve kepçelikten kurtuluyor. Bunun için kulağın arkasından kesimler yapılır ve kıkırdak katlanır. Doktor Onur Erol’un geliştirdiği bir yöntem var: Ön taraftan kulak kıvrımlarına denk getirilecek şekilde daha sonra görülmesi zor bir biçimde kesi yapılıyor. Ortadaki kıkırdak çıkarılıp aradan parça alınıyor. Yukarıdaki kıkırdağın ön tarafı zayıflatılıp arkaya dönmesi kolaylaştırılınca iki veya üç dikişle geriye gidecek şekilde katlanıyor.</p>
<p><strong>Bu ameliyatlarda yaş sınırı var mı?</strong><br />
Kepçekulak ameliyatlarının mümkün olduğu kadar okul öncesi hatta yuva öncesi çağlarda yapılması gerekiyor. Çünkü çocuk sosyal hale gelmeden önce bu durumun düzeltilmesi iyi olur. Çocuklar bu konuda çok acımasız olabiliyorlar. Hemen her sınıfta ‘kepçe’ ismi takılan çocuklar oluyor. Derin psikolojik yaralar bile açabiliyor.</p>
<p><strong>Hastaların yaş ortalaması nedir?</strong><br />
Birçok kişi kepçekulağın operasyonla düzeltilebildiğini öğrenince şaşırıyor. Hastalarım arasında üniversiteyi bitirmiş iş hayatına başlayacak olanlar da var. Yeni bir hayata onları rahatsız eden kulakları düzelttirerek başlamak istiyorlar.<br />
Büyük bir kulak ne kadar küçülür?<br />
Kulağın normal bir boyutu yoktur. Kişinin kafa yapısına göre değişir.</p>
<p><strong>Ameliyat ne kadar sürer?</strong><br />
Normal olarak 1.5 saatte biter.<br />
<strong> İyileşme dönemi ne kadar sürüyor?</strong><br />
En geç üç hafta içinde hasta iyileşir. Ameliyattan sonra bir hafta içinde kulaklar sargılı kalır. Ondan sonra 1.5 aya kadar tenisçi bandajı gibi bandaj takılır. Bu bandaj kulağın üst tarafından geçecek şekildedir. Onun için de genellikle yaz aylarını tercih ediyoruz. Bu bandajı çocuklarda kullanıyoruz. Çünkü çocuklar kendilerini koruyamıyorlar ama yetişkinler gereken uyarıları dikkate alarak kendilerini koruyabiliyorlar.</p>
<p><strong>Lokal anestezi ile mi yapılıyor?</strong><br />
Eğer hasta erişkin ise lokal anestezi ile yapılabilir. Ameliyat başlamadan önce hastaya biraz yatıştırıcı ve ağrı kesici verilir. Ondan sonra iğne ile lokal anestezi yapılır ve hasta doktoruyla konuşarak ameliyatını olur. Daha küçük yaşlarda ise uzun süre sırtüstü yatmak çocuklara sıkıcı geleceği için uyutmak gerekiyor. Yarı uyutmak<br />
da olabilir.</p>
<p><strong>Ameliyatın ne gibi riskleri var?</strong><br />
Tek riski, hastanın hayalindeki şekil elde edilemeyebilir. Hasta kafasında bir şekille bize gelir. Bir kulağı da burun gibi bilgisayar ortamında canlandırmak son derece zordur.</p>
<p><strong>Duymada kayıp olur mu?</strong><br />
Kulağın kepçesine yaptığımız ameliyat duymayı hiçbir şekilde etkilemez.</p>
<p><strong>Kimlere bu ameliyat yapılmaz?</strong><br />
Sağlık durumu ameliyat olmasına izin veren herkes kepçekulak ameliyatı da olabilir. Ben kepçekulak ameliyatının yapılamayacağı kimseyi tasavvur edemiyorum. Örneğin 14 yaşında kronik böbrek yetmezliği var veya şeker hastası bir yandan da kepçekulak ve bundan da rahatsızlık duyuyor. Böyle bir vakada hastayı dahili yönden takibe alırız. Hastayı tedavi eden doktorla ilişki içinde<br />
oluruz ve lokal anestezi altında biz bu hastayı ameliyat ederiz.</p>
<p><strong>Ameliyatın ortalama maliyeti nedir?</strong><br />
Amerikan Hastanesi’nde doktor ve hastane dahil 1.5-2 milyar liradır.</p>
<p><strong>İz kalır mı?</strong><br />
Kesinlikle kalmaz.</p>
<p><strong>Hasta kulağını deldirebilir mi?</strong><br />
Kepçekulak ameliyatıyla kulak memesinin hiçbir ilgisi olmadığı için kulağını rahatlıkla deldirebilir.</p>
<p><strong>Bu ameliyat sadece özel hastanelerde mi yapılıyor?</strong><br />
Hayır. Türkiye’deki estetik plastik cerrahi eğitimi veren tüm fakülte hastanelerinde bu ameliyatlar yapılır. Ailelerin dikkatli olması kepçekulağı erkenden düzelttirmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/kulak-kepcesi-estetik-operasyonu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

