<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zayıflama, diyet, beslenme, estetik, güzellik, bakım &#187; 22</title>
	<atom:link href="http://www.zayiflik.net/tag/22/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zayiflik.net</link>
	<description>Bayanlara dair konular ve bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2009 17:01:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Diş Çürükleri</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/dis-curukleri.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/dis-curukleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2008 13:33:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[41]]></category>
		<category><![CDATA[42]]></category>
		<category><![CDATA[67]]></category>
		<category><![CDATA[69]]></category>
		<category><![CDATA[70]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-dis-curukleri</guid>
		<description><![CDATA[Diş çürüğü nedir?
Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.
Dişler neden çürür?
Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Diş çürüğü nedir?</h3>
<p>Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.</p>
<h3>Dişler neden çürür?</h3>
<p>Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.</p>
<p><span id="more-650"></span></p>
<h3>Kimlerde daha çok çürük olur?</h3>
<p>Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.</p>
<h3>Diş çürüğü önlenebilir mi?</h3>
<p>EVET.</p>
<ol type="1">
<li>Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve hergün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.</li>
<li>Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.</li>
<li>Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/dis-curukleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Estetik Dolgular</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/estetik-dolgular.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/estetik-dolgular.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2008 13:29:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[71]]></category>
		<category><![CDATA[80]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-estetik-dolgular</guid>
		<description><![CDATA[Kompozit Reçineler


Kompozit Reçine nedir?
İçerisinde silikon dioksit parçacıkları bulunan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak adlandırılır. 1960 yıllarında sadece ön taraftaki dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve aşınma miktrası minimuma indirgenmiş bir dolgu maddesi arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.
 Kompozit dolgular nasıl yapılır?
Kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Kompozit Reçineler</h3>
<p><img src="http://www.dentrium.com/kompozit1.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.dentrium.com/kompozit2.jpg" /></p>
<p><strong>Kompozit Reçine nedir?</strong></p>
<p>İçerisinde silikon dioksit parçacıkları bulunan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak adlandırılır. 1960 yıllarında sadece ön taraftaki dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve aşınma miktrası minimuma indirgenmiş bir dolgu maddesi arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.</p>
<p><span id="more-649"></span> <strong>Kompozit dolgular nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. Bütün bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. Ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. Kompozit dolguların ağızda kalma süresi de 7-10 yıldır ki bu süre amalgamın ömrüne yakındır. Ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir.</p>
<p><strong>Avantaj ve dezavantajlar:</strong></p>
<p>Bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. Ayrıca bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini engeller. Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değişitirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.</p>
<p><strong>Kompozit restorasyonlar sonrası hastalara uyarılar</strong></p>
<p>Kompozitlerde de artık aynı seansda polisaj işlemi yapılabilmektedir.Ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağınp varsa gerekli düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır.</p>
<p>Bu mateyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte bu nedenle hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekmektedir. Özellikle fasial yüzde yapılan             uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır.Bu öneriler geniş fasial yüz restorasyonlan için de geçerlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/estetik-dolgular.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız İçi İltihapları Stomatitler</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/agiz-ici-iltihaplari-stomatitler.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/agiz-ici-iltihaplari-stomatitler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:23:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[141]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[39]]></category>
		<category><![CDATA[41]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-agiz-ici-iltihaplari-stomatitler</guid>
		<description><![CDATA[Ağıziçinin tipik iltihapları ağızdaki nedenlerden kaynaklanıyorsa birincil, başka hastalıklardan kaynaklanıyorsa ikincil olarak nitelenir. Stomatit ağız mukozasının akut ya da kronik biçimde iltihaplanmasıdır. Ağız mukozasında enfeksiyona yol açabilecek duruma gelmiş çeşitli mikropların varlığına bağlı olarak gelişir. Kanamalı Stomatit kolayca kanayan dişeti mukozasının kızarması ve şişmesi ile kendini belli eder. Çoğu kez genel bir hastalığa, zehirlenmeye ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağıziçinin tipik iltihapları ağızdaki nedenlerden kaynaklanıyorsa birincil, başka hastalıklardan kaynaklanıyorsa ikincil olarak nitelenir. Stomatit ağız mukozasının akut ya da kronik biçimde iltihaplanmasıdır. Ağız mukozasında enfeksiyona yol açabilecek duruma gelmiş çeşitli mikropların varlığına bağlı olarak gelişir. Kanamalı Stomatit kolayca kanayan dişeti mukozasının kızarması ve şişmesi ile kendini belli eder. Çoğu kez genel bir hastalığa, zehirlenmeye ya da vitamin yetmezliğine bağlıdır</p>
<p>Yunanca&#8217;da stoma &#8220;ağız&#8221;, itis &#8220;ilti­hap&#8221; demektir. Stomatit geniş anlamıy­la ağız içindeki bütün iltihaplan içerir. Dar anlamıyla ise gerçek ağız boşluğu mukozasıyla sınırlı olarak kullanılır. İl­tihap dildeyse glossit, dişeti mukozasındaysa jinjivit adını alır. Ağız mukozası doğrudan doğruya ağızdaki nedenlerle kolayca hastalanır. Ayrıca bazı genel hastalıkların da ilk belirtileri ağızda or­taya çıkar. Bu nedenle ağız içi iltihapları birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılır. İlki başka hastalıklara bağlı olmadan gelişir. İkincil olanlar başka organlann hastalanmasından sonra ortaya çıkar.</p>
<p><span id="more-632"></span><br />
Ağıziçi iltihabının başlıca türleri arasında ağız nezlesi ile eksüdalı, ülser­li, kangrenli, kanamalı ve aftlı iltihaplar sayılabilir.</p>
<p>• Ağız nezlesi- En sık görülen ve en az zararlı türdür. Ağızdaki yerleşik bakteri florasının, genel ve yerel çeşitli durum­lara bağlı olarak hastalık yapabilme ye­teneği kazanmasından kaynaklanır. Her yaşta görülebilir. Özellikle iyi beslen­meyen çocuklarda, diş çıkaran bebek­lerde ve kızamık, kızıl, suçiçeği, kızamıkçık gibi döküntülü hastalıklar sıra­sında ortaya çıkar. Erişkinlerde başlıca nedenleri diş taşları ve uygun olmayan diş protezlerinin kullanılmasıdır. Sindi­rim bozuklukları, yüksek ateş, örseleyi­ci yiyecekler, çok sıcak içecekler ve si­gara da ağızda bu tip iltihap yapabilir. Ağız nezlesinin sık rastlanan bir başka nedeni vitamin eksikliğidir. Artık iskorbüt ve beriberi gibi ağır vitamin yet­mezliklerinden kaynaklanan hastalıklar dengeli beslenme bilinci ve olanakları­nın bulunduğu ülkelerin gündeminden çıkmıştır. Ama yetersiz ve dengesiz beslenmeye ya da vücuttaki işlev bo­zukluklarına bağlı olarak gizli vitamin eksikliği hastalıkları görülmektedir.</p>
<p>Ağız nezlesi genellikle ağız boşlu­ğunda kırmızılıkla ortaya çıkar. Çoğu kez dil ve dudaklarda yaygın ve tekdüze kızarıklıklar görülür. Hasta ağzında kuru­ma ve yanma duyar. Yutma ve çiğneme hareketleri güçleşir. Bu tip ağıziçi ilti­hapları, mikrop öldürücü gargaralar kul­lanılarak tedavi edilebilir. Ayrıca ağrı ve yanma duyumunu ortadan kaldıran hafif uyuşturucu ve mikrop öldürücü ilaçlar yararlı olabilir. İltihap vitamin eksikliğine bağlıysa tedavi eksik olan vitaminle­rin karşılanmasına dayanır.</p>
<p>• Eksüdahlı ağıziçi iltihabı</p>
<p>Mukozada üstü beyaz renkli ağır bir iltihaplanma biçiminde ortaya çıkar. Genellikle ülserli stomatitin başlangıcıdır. Başlıca nedenleri ağız nezlesininkiyle aynıdır. Bazı meslek hastalıkları ve kimyasal maddelerin yol açtığı kronik zehirlenmeler de ağızda bu tip iltihaba neden olur. Bunların başında gelen kurşun ve civa zehirlenmeleri özellikle dişeti ve bazen dil iltihabına yol açar. Ağızdaki iltihaplanma bütün vücudu etkileyen hastalıkla birlikte tedavi edilir.</p>
<p>• Ülserli ağıziçi iltihabı</p>
<p>Ağız nezlesinden de, eksüdalı ağıziçi iltihabından da ağırdır. Genellikle salgın biçiminde ortaya çıkar ve ağız boşluğunun temizliğine özen gösterilmemesi durumunda kolayca bulaşır. İltihap dişçilerinde başlar. Daha sonra bütün ağza yayılır. Diş köklerine, hatta dudaklara da yayılan sarımsı bir eksüdaya ve ağrılı şişkinliğe neden olur. Ülserli ağıziçi iltihabı Fusobacterium ve spiroketlerin etken olduğu Vincent anjini gibi yutak enfeksiyonlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. İlk şişkinlik evresinin ardından çok yavaş iyileşen ülser ve yaraların belirdiği bu tip ağıziçi iltihabında mikrop öldürücü gargaralar yeterli değildir. Ayrıca antibiyotik ve sülfamitlere dayanan genel bir tedavi uygulanır; bazı olgularda kortizon da gerekebilir.</p>
<p>• Kangrenli ağıziçi iltihabı</p>
<p>Ülserli tipin son evresidir. Organizmanın aşın ölçüde güçten düştüğü durumlarda görülür ve doku ölümüne yol açar.</p>
<p>• Kanamalı ağıziçi iltihabı</p>
<p>Kanamalarla ortaya çıkan ağız mukozası iltihabıdır. Genellikle ağızdaki belirli bir nedenden kaynaklanmaz. Pıhtılaşma bozuklukları, karaciğer ve kalp-damar hastalıkları, zehirlenmeler ve vitamin yetmezlikleri (niyasin ve C vitamini eksikliği) gibi genel hastalıkların bir belirtisidir. Akut lösemi, B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık, tifo, sıtma gibi hastalıklar sırasında da sık görülür. Tedavi genel hastalığa bağlı olarak yürütülür.</p>
<p>• Aftlı ağıziçi iltihabı</p>
<p>Çoğu kez virüslerden kaynaklanır. Genellikle süt çocuklarında, gebe kadınlarda ve sindirim bozukluğu çekenlerde görülür. Bazı insanlarda ceviz, badem, çilek gibi belirili besinlerin yenmesiyle aftlı oluşumların yinelendiği göz önüne alınırsa bu hastalığın alerjik bir boyutu da olduğu söylenebilir.</p>
<p>Hastalık titreme ve ateş yükselmesiyle birden ortaya çıkar. Daha sonra ağız boşluğunda çok ağrılı ülserlere dönüşen sıvı dolu kabarcıklar görülür. Hastalık hızlı gidişlidir ve 1-2 haftada iyileşir. Gargara biçiminde bölgesel tedavinin yanı sıra antibiyotikler ve kortizonla genel tedavi uygulanır.</p>
<p>• Kronik bakteri ve mantar enfeksiyonlarına bağlı ağıziçi iltihabı</p>
<p>Acti-nomyces ağız boşluğunda iltihaba yol açan önemli bir bakteri grubudur. Bu bakteriler ağızdaki kemik ve kas dokusuna yerleşir. Oluşturdukları fistüllerden çıkan irin çok miktarda tipik tanecikler içerir. Bu bakterilerin giriş yollan genellikle diş çürükleridir.</p>
<p>Oldukça sık rastlanan pamukçuk ağızda mantarlara bağlı bir iltihaptır. Ağız boşluğu mukozasında Candida albicans türü mikroskopik bir mantarın gelişmesiyle oluşur. Dişetlerini, dili, yanak iç yüzeylerini ve bademcikleri kaplayabilen kesilmiş süte benzer. Ağızda birbirleriyle birleşmeye eğilimli beyaz alanlar ortaya çıkar. Kolayca kaldırılabilen bu oluşumların altında kırmızı bir yüzey görülür. Pamukçuk daha çok yenidoğanlarda görülür. Yerel olarak uygulanan mantar öldürücü ilaçlar ve metilen mavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Ama bu hastalık zayıf düşmüş ve organizmanın savunma yetenekleri azalmış yaşlılarda da ortaya çıkabilir. Bu durumda enfeksiyon derindeki dokulara, yani solunum ve sindirim mukozalarına yayılabilir.</p>
<p>• İkincil ağıziçi iltihapları</p>
<p>Genel bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar. Kızıl, kızamık, kızamıkçık ve suçiçeği gibi döküntülü hastalıklar, iskorbüt ve hemofili gibi kanamalı hastalıklar, lösemi, agranülositoz ve B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık gibi kan hastalıkları, civa, bizmut, kurşun, gümüş, bakır gibi kimyasal madde zehirlenmesine bağlı çeşitli meslek hastalıkları sırasında görülür.</p>
<p>Özgül mikropların neden olduğu başlıca ağıziçi iltihaplan şunlardır: Frengide birinci evre lezyonu, ikinci evreye özgü kabartı ya da kızarıklıklar ve üçüncü evreye özgü göm (yumuşak şişkinlikler) ve ülserler biçiminde iltihaplar (frengi stomatiti); veremde ülserler ve çatlaklarla birlikte görülen iltihaplar (verem stomatiti); cüzamda zamanla ülserleşen derin düğümcük oluşumlan (cüzam stomatiti); belsoğukluğunda hastalık etkeni olan gonokoklara bağlı iltihaplar; difteri, yılancık ve impetigo etkenlerine bağlı ağıziçi iltihaplan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/agiz-ici-iltihaplari-stomatitler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aft nedir ?</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/aft-nedir-2.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/aft-nedir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[38]]></category>
		<category><![CDATA[41]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-aft-nedir</guid>
		<description><![CDATA[AFT TARİFİ
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AFT TARİFİ<br />
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.</p>
<p>Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.</p>
<p>Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.</p>
<p>Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?<br />
<span id="more-631"></span><br />
STRES</p>
<p>Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.</p>
<p>Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.</p>
<p>YİYECEKLER</p>
<p>Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.</p>
<p>TRAVMA</p>
<p>Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.</p>
<p>DİŞ MACUNU</p>
<p>Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan &#8220;sodyum lauryl sulhate&#8221; ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.</p>
<p>Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom&#8217;s of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)</p>
<p>SİSTEMİK HASTALIKLAR</p>
<p>Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.</p>
<p>Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.</p>
<p>DİĞER NEDENLER</p>
<p>B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:</p>
<p>Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:</p>
<p>Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.</p>
<p>&#8220;2% hydrogen peroxide&#8221; solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir.</p>
<p>Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir.</p>
<p>Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,</p>
<p>Yemeklerden önce aft bölgesine &#8220;xylocaine&#8221; solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.</p>
<p>Aft üzerine uygulanacak &#8220;orabase&#8221;, &#8220;Gly-oxide&#8221;, &#8220;Cankaid&#8221;,&#8221;Ambesol&#8221; gibi ağız içi kremler uygulanabilir.</p>
<p>&#8220;sucralfate&#8221; tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.</p>
<p>Özellikle aftı başlangıç aşamasında &#8220;tetrasiklin&#8221; tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.</p>
<p>Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid &#8220;%0.1 lik triamcinalone&#8221; uygulanması ya da steroidli bir gargara &#8220;betamethasone syrup&#8221; ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.</p>
<p>&#8220;Chlorhexadine&#8221; gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.</p>
<p>&#8220;Tetrasiklin&#8221; şurup la hazırlanan 12,500 unite &#8220;nystatin&#8221;, 1.25 mg &#8220;diphenhydramine&#8221;, ve 0.25 mg/m &#8220;hydrocortisone&#8221; karışımı &#8217;shotgun&#8217; solusyonu olarak kullanılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/aft-nedir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

