<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zayıflama, diyet, beslenme, estetik, güzellik, bakım &#187; 131</title>
	<atom:link href="http://www.zayiflik.net/tag/131/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zayiflik.net</link>
	<description>Bayanlara dair konular ve bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2009 17:01:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Çocukluk çağı göz hastalıkları</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/cocukluk-cagi-goz-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/cocukluk-cagi-goz-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 02:35:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[66]]></category>
		<category><![CDATA[84]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-cocukluk-cagi-goz-hastaliklari</guid>
		<description><![CDATA[PEDİATRİK OFTALMOLOJİ
Doç Dr Süheyla Köse
SEMPTOMATOLOJİ
Eriţkinlerle iliţkili pek çok muayene metodu ve oküler bozukluk çocuklar içinde geçerlidir. Ancak çocuklarda muayene ve bazı patolojiler özellik gösterir. Muayene erişkinlerde olduğu gibi kolaylıkla uygulanamaz. Sağlıklı muayene edilemeyen bebeklerin inhalasyon anestezisi altında değerlendirilmeleri gerekir. Pediatrik rutin muayenede öncelikle görme fonksiyonu ve oküler bütünlük değerlendirilmelidir. Muayeneye getirilen bir bebekte görme fonksiyonları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>PEDİATRİK OFTALMOLOJİ</p>
<p>Doç Dr Süheyla Köse</p>
<p>SEMPTOMATOLOJİ</p>
<p>Eriţkinlerle iliţkili pek çok muayene metodu ve oküler bozukluk çocuklar içinde geçerlidir. Ancak çocuklarda muayene ve bazı patolojiler özellik gösterir. Muayene erişkinlerde olduğu gibi kolaylıkla uygulanamaz. Sağlıklı muayene edilemeyen bebeklerin inhalasyon anestezisi altında değerlendirilmeleri gerekir. Pediatrik rutin muayenede öncelikle görme fonksiyonu ve oküler bütünlük değerlendirilmelidir. Muayeneye getirilen bir bebekte görme fonksiyonları bakılmalı, korneanın boyutu ve berraklığı incelenmeli, pupil ışık reaksiyonları izlenmeli, başın pasif olarak çevrilmesine cevaben göz hareketleri incelenmeli, gözlerde kayma olup olmadığı saptanmalı (Hirschberg testi), ve oftalmoskop ile fundus muayenesi yapılmalıdır.</p>
<p>Görme keskinliğinin değerlendirilmesi:</p>
<p>Görme keskinliği her iki gözde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Çocuğun diğer gözü ile gizlice bakması engellenerek görme alınmalıdır. İki yaş altındaki çocuklarda görme keskinliği, çocuğun ışığa fiksasyonu, objeleri takibi, pupil ışık reaksiyonu, Teller keskinlik kartları (tercihli bakış testleri), VEP ve optokinetik nistagmus gibi muayene yöntemleri ile saptanabilir. Üç yaş ve üzerindeki çocuk koopere olabilir, bu nedenle Allen kartları, E harflerinin yönleri veya bebek, at gibi resimlerin gösterilmesi ve çocuğun cevabı ile subjektif olarak görme keskinliği saptanabilir.</p>
<p>Çocukta önemli bazı klinik görünümlerin ayırıcı tanısında aşağıdaki patolojiler düşünülmelidir.</p>
<p>Bulanık korneaya neden olan patolojiler; Bulanık ve ödemli bir kornea varlığında konjenital glokom, Descemet membranında yırtılmaya yol açan travma, mukopolisakkaridozlar (Hurler, Schei, Morguio vs&#8230;), mukolipidozlar, interstisyel keratit araştırılmalıdır.</p>
<p><span id="more-672"></span><br />
Göz yaşarması: Sulanan ve yaşaran bir göz varlığında konjenital glokom, dakriostenoz, konjonktiva ve korneaya ait enfeksiyonlar, yabancı cisimler düşünülmelidir.</p>
<p>Büyük kornea: Kornea çapının normalden büyük olması durumunda konjenital glokom (göz içi basıncı yüksektir), ve megalokomea (göz içi basıncı normaldir) ayırdedilmelidir.</p>
<p>Fotofobi: Işıktan çok rahatsız olduğu gözlenen bebekte keratit, konjenital glokom, üveit gibi durumlar araştırılmalıdır.</p>
<p>Yenidoğan döneminde kırmızı göz: Bu durumda da konjonktivit, keratit, yabancı cisim düşünülmelidir.</p>
<p>Beyaz pupilla (Lökokori, resim): Bebek ve çocuklarda pupillanın beyaz görülmesi genel olarak lökokori adını alır, ciddi bir araştırma ile ayırıcı tanı yapılamsını gerektirir.</p>
<p>Retinoblastom, katarakt, retina dekolmanı, şiddetli arka uveit, prematür retinopatisi, persistan hiperplastik primer vitreus, retinal displazi, Coats hastalığı gibi patolojiler lökokoriye yol açabilir. Bunların arasında en önemlisi, bebeklerde en sık malign göz içi tümörü retinoblastomdur.</p>
<p>Proptozis: Gözün öne doğru yer değiştirmesi şeklinde bir görünüm rabdomyosarkom, orbital sellülit, orbita psödotümörü, optik sinir gliomu, retrobulber kanama, nöroblastom, lenfoproliferatif hastalıklar düşündürmelidir.</p>
<p>KONJENİTAL VE NEONATAL ENFESİYONLAR</p>
<p>1) Konjenital toksoplazmozis: Oküler toksoplazmozis lezyonlarının büyük bir çoğunluğu konjenital enfeksiyonlara bağlıdır. Oküler lezyonlar, nadiren erişkin dönemde primer bir enfeksiyon sırasında ortaya çıkabilir. Karakteristik lezyonu fokal nekrotizan bir retinittir. Tek olabilir veya küçük kümeler halindedir. Genellikle arka kutupta yer alır. Konjenital toksoplazmozisin klasik bulguları fokal nekrotizan retinit, intrakranial kalsifikasyon ve hepatosplenomegalidir. Ciddi olarak etkilenen çocuklarda arka segmentte yoğun inflamasyon, katarakt, şaşılık, mikroftalmi görülür. Hafif etkilenen olgularda sadece küçük retina skarları ve pozitif serolojik testler kalabilir. Tedavide bir veya daha fazla antitoksoplazmik ajanın kombinasyonu (Sulfadiazin, primetamin, klindamisin, tetrasiklin) ve bazen kortikosteroidler kullanılır.</p>
<p>2) Konjenital sifiliz: Penisilinin kullanımı sifiliz olgularını azaltmıştır. Buna rağmen son yıllarda sifiliz, geri dönüş yapmaya başlamıştır ve 1988&#8242;de sifilize ait oranlar 40 yıl içindeki en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.</p>
<p>- Erken konjenital sifiliz: Anne karnında etkilenen bebekte hayatın ilk 2 yılında, deride vezikül veya püstüller, mükoz membran tutulumu (konjonktivit), kemik, diş deformiteleri, periostit, generalize lenfadenopati, hepatosplenomegali, hiperbilirubinemi, anemi ve gözde korioretinit ortaya çıkar.</p>
<p>- Geç konjenital sifiliz: 2-15 yaşları arasında optik atrofi, pupiller anomallikler ve interstisyel keratit bulguları ile ortaya çıkar.</p>
<p>3) Konjenital rubella sendromu: Gebeliğin ilk aylarında rubella enfeksiyonu geçiren annelerin yaklaşık % 50&#8217;sinin çocuklarında malformasyonlar görülür.</p>
<p>Oküler bulgular olarak katarakt, mikroftalmi, glokom, korneal bulanıklık (glokom olmadan), arka kutupta tuz-biber manzarası şeklinde benekli retinit görülebilir. Oküler olmayan bulgular olarak da konjenital kalp hastalıkları, sağırlık eşlik edebilir.</p>
<p>Etkilenen bebekler 2 yaţa kadar virüsü aktif olarak yayarlar.</p>
<p>4) Diğer enfeksiyonlar (Sitomegalo virus)</p>
<p>OFTALMİA NEONATORUM</p>
<p>Hayatın ilk bir ayı içerisinde görülen konjonktival enfeksiyonlara oftalmia neonatorum denilmektedir. Enfeksiyon, doğum esnasında anne servix ve vaginasından bebeğe bulaşır.</p>
<p>- Kimyasal konjonktivit: % 1&#8242;lik AgNO3&#8242;a bağlı olarak ortaya çıkar.</p>
<p>- Gonokokal konjonktivit: Doğumdan sonra 1-3. günler arasında hiperakut pürülan konjonktivit şeklinde ortaya çıkar. Konjonktivada membranlar oluţur. Tedavide, topikal ve sistemik penicillin (50.000 Ü/Kg) 7 gün veya tek doz cefotaxime 100 mg/kg i.m. etkilidir.</p>
<p>- Herpes simpleks konjonktiviti: Genellikle 5-7. günlerde ortaya çıkar. Seröz eksudasyon vardır. Blefarokonjonktivit ţeklindedir. Bazen keratit de görülebilir.</p>
<p>- Klamidyal konjonktivit: Neonatal konjonktivitin en sık nedenidir. 5-14. günler arasında ortaya çıkar. Mukopürülan bir sekresyon vardır. Konjonktival reaksiyon papillerdir. Tedavide, topikal tetrasiklin + oral eritromycin 25 mgr/kg etkilidir.</p>
<p>- Basit bakteriyel konjonktivit: En sık Staf. aureus etken olarak saptanır. İlk bir ay içerisinde herhangi bir zamanda ortaya çıkar. Pürülan sekresyon vardır. Tedavisi antibiyotikli damla ve pomadlarla yapılır.</p>
<p>Oftalmia Neonatorumun önlenmesi: Özellikle gonokoksik ve klamidyal hastalığın profilaksisi şu şekildedir:</p>
<p>a) Eritromisin pomad % 0.5 (Ülkemizde yok)</p>
<p>b) Tetrasiklin pomad % 1 (Terramycine pom)</p>
<p>c) Gümüş nitrat % 1 solüsyonundan bir tanesi doğumdan sonra ilk 1 saat içinde uygulanmalıdır.</p>
<p>ÇOCUKLUK ÇAĞI ENFEKSİYONLARI</p>
<p>1) Orbital Sellülit: Orbital septum önünde, arkasında veya hem ön hem arkada enfeksiyon olabilir. Etyoloji genellikle stafilokok, streptokok ve 5 yaş altında hemofilus influenzadır. Kapak enfeksiyonlarına sekonder (örn; akut hordeolum) cilt laserasyonu, böcek ısırması, sinüs, kese ve diş enfeksiyonlarına sekonder, travma veya cerrahi sonrası ortaya çıkar. Orbital sellülit yaşamı tehdit edebilen bir enfeksiyon olduğundan hastaların hastaneye yatırılarak acil tedavisi gerekmektedir.</p>
<p>2) Toksokara kanis: Nematod enfestasyonudur. Pika sendromunda görülür. Oküler lezyon, sistemik enfestasyonun geç bir sekeli gibidir. Gözde, arka kutup granülomu veya kronik endoftalmi tablosu görülür. Ülkemizde sık değildir.</p>
<p>GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR</p>
<p>1) Lakrimal drenaj sisteminde anormallikler: Lakrimal kanal tıkanıklığı (dakriostenoz), dakriosistit, konjenital dakriyosel</p>
<p>2) Ptozis: Pupiller alanı kapatan ptozislerde ambliyopi gelişimini önlemek için erken cerrahi tedavi yapılmalıdır.</p>
<p>3) Optik fissür boyunca klobomlar (iris kolobomu, koroid kolobomu gibi)</p>
<p>4) Optik sinir anomalileri (Kolobom, optik pit, miyelinli sinir lifleri gibi)</p>
<p>5) Maküler hipoplazi</p>
<p>6) Ön kamara disgenezisi (konjenital glokom)</p>
<p>7) Hyaloid sisteme ait patolojiler: Embryoda hyaloid damar optik sinirden çıkar, vitreus içinden geçer ve gelişmekte olan lensi besler. Doğumda bu sistem geriler ve kaybolur. Bazen kalıntılar olabilir, Bergmeister papillası adını alır. Hyaloid sistem hiç gerilemez ve optik sinirle lensin arka yüzü arasında glial doku kalırsa göz normal şekilde gelişemez. Mikroftalmi ve beraberinde katarakt, glokom görülebilir. Bu klinik tablo Persistan Hiperplastik Primer Vitreus (PHPV) olarak adlandırılır.</p>
<p>ÇOCUKLUK ÇAĞI TÜMÖRLERİ</p>
<p>1) Retinoblastom: Çocuklukta en sık görülen malign göz içi tümördür. Tedavi edilmez ise yaşamı tehdit eder. Otozomal dominant olarak kalıtsal veya sporadik ortaya çıkar. Ailede retinoblastom öyküsü var ise genetik danışmanlık önemlidir. Hastada bulgular genellikle ilk üç yaş içinde ortaya çıkar. En sık görülen ilk bulgu lökokoridir. Diğer bir ortaya çıkış şekli ise şaşılıktır. Bazen intraoküler inflamasyon, glokom veya proptozis ile karşımıza çıkabilir. Muayenede tümör retinada tek veya multifokal, düz, pembe ve yuvarlak kitle şeklinde görülür. Retinanın dışına (ekzofitik) veya içine (endofitik) büyüme olur. Tümör en sık kemik iliğine ve optik sinir aracılığı ile santral sinir sistemine metastaz yapar.</p>
<p>Tedavi: Küçük, çok yaygın olmayan tümörlerde radyoterapi, daha ileri olgularda ise enükleasyon uygulanır.</p>
<p>2) Diğer Tümörler:</p>
<p>- Rabdomyosarkom: En sık primer malign orbita tümörüdür.</p>
<p>- Nöroblastom, optik gliom, medulloepitelyom (diktiyom)</p>
<p>- Lösemi, juvenil ksantogranülom</p>
<p>- Hemanjiom: Genellikle göz kapakları üzerinde lokalize, pembe kırmızı renkte kitle şeklindedir. Kitle gözü kapatarak ambliyopi oluşturabilir.Bu nedenle takibi gerekir. Tümör ilk 1 yaş içinde büyür, daha sonra spontan olarak küçülür. Görmeyi engelleyen lezyonlarda intralezyoner steroid enjeksiyonu başarılı sonuçlar verir. Göz kapalı olsun veya olmasın çocuğa erken yaşta refraksiyon muayenesi yapılması gereklidir. Tümör basısı astigmata ve ambliyopiye neden olabilir.</p>
<p>- Dermoid kist: Orbitada herhangi bir yerde lokalize, lastik gibi sert, deri altı kitle şeklindedir. Yavaş büyür ve çevre dokulara hasar verebilir. Bu nedenle cerrahi eksizyonu gereklidir.</p>
<p>PREMATÜR RETİNOPATİSİ</p>
<p>Prematüre bebeklerde, aşırı oksijen verilmesi ile ortaya çıkan bir klinik tablodur. 1940-1950&#8242;lerde çocuklardaki körlüğün önde gelen nedenlerindendi. Oksijen etyolojik faktör olarak bulunduktan sonra prematür retinopatisi giderek azaldı. Normal retina gebeliğin son yarısında optik diskten perifere doğru tedricen damarlanır ve son olarak temporal perifer, doğumdan kısa bir süre sonra damarlanır. Bebek ne kadar erken doğarsa damarlar o kadar az gelişmiş olur. İnkomplet vaskülarize temporal retina, oksijen hasarına en duyarlı bölgedir. Bu bölgede oluşan yeni damarlar ve fibrotik doku vitreus içerisine ilerleyerek ve retinal çekinti oluşturarak retina dekolmanına yol açar. 1500 gramdan daha düşük ağırlıkla doğan prematüre bebeklerin 4 haftalıktan başlayarak damarlar ora serrataya ulaşıncaya kadar her 2-3 haftada bir muayene edilmeleri gerekir.</p>
<p>Tedavi: Krioterapi, vitreoretinal cerrahi</p>
<p>ÇOCUKLARDA KATARAKT</p>
<p>Herediter olarak veya bazı metabolik hastalıklarla (galaktozemi, Fabry hastalığı, Lowe sendromu gibi) beraber ya da intrauterin bazı enfeksiyonlara sekonder (Rubella, toxoplazma, sitomegalovirüs enfeksiyonları) katarakt gelişimi görülebilir. Ayrıca travmaya bağlı katarakt gelişimi de çocukluk döneminde sık görülür.</p>
<p>Tedavi: Cerrahi olarak opak lensin uzaklaştırılması ve uygun refraktif düzeltmenin yapılması gereklidir. Beş yaşın altındaki olgularda intraoküler lens konulamadığı için hastaya gözlük veya tek taraflı afak ise kontakt lens önerilmelidir.</p>
<p>ÇOCUKLARDA GLOKOM</p>
<p>Doğumda veya doğumdan sonraki aylarda iridokorneal açıdaki gelişimin kötü olması sonucu göz içi basıncında artış ile karşımıza çıkar. Bir veya iki gözde sulanma, fotofobi, bulanık kornea ve kornea büyümesi klasik bulgulardır. Daha ileri olgularda buftalmus adı verilen ileri derecede göz büyümesi vardır. Göz içi basınç yüksekliğine bağlı olarak optik sinirde de hasar gelişir. Kornea opasitesi ve optik sinir hasarı gelişmeden tedavi yapılması önemlidir. Tedavi cerrahidir.</p>
<p>ÇOCUKLARDA RETİNA HASTALIKLARI</p>
<p>1. Retina Dejerenesansları: Leber&#8217;in konjenital amorozu, retinitis pigmentoza, koroideremi</p>
<p>2.Maküla Dejeneresansları: Best vitelliform distrofi, Stargardt dejeneresansı,</p>
<p>3.Vitreoretinal Dejeneresanslar: Jüvenil retinoskizis, Goldmann-Favre Sendromu, Stickler, Wagner dejeneresansı</p>
<p>4.Coats Hastalığı: Retinal kan damarlarındaki anevrizmal dilatasyonlar sızıntı ve eksudaya neden olur. Erken dönemde periferik damar anomalileri krioterapi veya fotokoogülasyon ile tedavi edilir. Retina dekolmanı geliştikten sonra tedavi güçtür. Lökokori oluşturur. Retinoblastomdan ayırt edilmesi önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/cocukluk-cagi-goz-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak Tutan Yiyecekler</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/sicak-tutan-yiyecekler.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/sicak-tutan-yiyecekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:37:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[138]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-sicak-tutan-yiyecekler</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlarda vücut sıcaklığı dış sıcaklığa aksi olarak değişmektedir. Dış sıcaklık ne kadar azalırsa bedende oksidonyonlar o kadar hızlanır. Bunun neticesi olarak ısı oluşumu o kadar artar.Yalnız soğukta karaciğerde oksidonyonlar artar ve sıcaklık birkaç derece yükselir.Soğuk havalarda sıcak şeyler içmek ve iyi giyinmek suretiyle fiziksel olarak ısı kaybını önleyebiliriz.
Doğan Sağlık Grubu Diyetisyeni Emine Sezen; “Yağlar en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlarda vücut sıcaklığı dış sıcaklığa aksi olarak değişmektedir. Dış sıcaklık ne kadar azalırsa bedende oksidonyonlar o kadar hızlanır. Bunun neticesi olarak ısı oluşumu o kadar artar.Yalnız soğukta karaciğerde oksidonyonlar artar ve sıcaklık birkaç derece yükselir.Soğuk havalarda sıcak şeyler içmek ve iyi giyinmek suretiyle fiziksel olarak ısı kaybını önleyebiliriz.</p>
<p>Doğan Sağlık Grubu Diyetisyeni Emine Sezen; “Yağlar en fazla enerji veren besin öğesidir. Eşit miktarlardaki karbonhidrat ve proteinlerin iki katından fazla enerji verir. Böylece vücut en ekonomik şekilde enerji gereksinimini yağlardan karşılayabilir. Devamlı yağ tabakası ise vücut ısısının kaybını önler.Karbonhidrat ise karaciğerde glikojen olarak depolanır.İhtiyaç duyulduğu anda glikoz formuna dönecek enerji ihtiyacımız karşılanır.Tüm bu bilgiler ışığında kişi duyarlı beslenmeli,tüm besin gruplarından almalı,enerji versin diye tek tip beslenme yapmamalıdır.” dedi.</p>
<p>Bu bölümden soğuk iklimlerde fazla yağ alınması fizyolojik bir ihtiyaca cevaptır. Bunun yanı sıra karbonhidratlarda enerji veren kaynaklardandır. Bütün bu nedenle kişiler ihtiyacı olan kaloriyi yalnız yağ veya yalnız karbonhidrat tüketerek değil dengeli bir şekilde yani;</p>
<p><span id="more-635"></span> Günlük kalori ihtiyacının               -</p>
<p>% 50-60 karbonhidrat<br />
% 15-20 prot<br />
% 25-30 yağdan<br />
gelecek şekilde beslenmesi en doğru yoldur. Bunları temin ederken de tüm besin gruplarını gün içinde mutlaka tüketmek gerekmektedir.</p>
<p>Bunlar;</p>
<p>Süt veya yoğurt</p>
<p>Et grubu ( et, yumurta, peynir)</p>
<p>Ekmek grubu ( çorba, makarna, pilav, kuru baklagiller)</p>
<p>Sebze grubu.</p>
<p>Meyve grubu.</p>
<p>Yağ grubu.</p>
<p>Şeker grubu olarak 7 grubun hepsinden almak gereklidir.</p>
<p>Eğer kişi dengesiz beslenirse vücut direnci düşecek ve enfeksiyonlara yakalanma riski artacaktır. Enfeksiyonlar vücut doku ve sıvılardaki C vitamini miktarını azaltmaktadır. Yeşil sebzeler, turunçgiller, çilek, domates, kuşburnu, C vitamini açısından zengindir. Yine maydanoz C vitamini a.ısından çok zengin olmakla birlikte çok az tüketildiği için günlük diyete fazla bir katkısı olmaz. Bunun yanında doğru yöntemle pişirilmiş patates, her mevsim, her yerde bulunduğu ve fazla miktarda kullanıldığı için C vitamini ihtiyacınızı meyve suyu yerine meyvenin kendisini posası ile birlikte almak daha yararlıdır.</p>
<p>ÖRNEK MENÜ</p>
<p>Sabah</p>
<p>Ihlamur</p>
<p>Peynir</p>
<p>Pekmez+zeytinyağı+domates+salatalık</p>
<p>Ekmek</p>
<p>Ara öğün</p>
<p>Ilık süt</p>
<p>Öğle</p>
<p>Et yemeği</p>
<p>Yoğurt</p>
<p>Ekmek</p>
<p>İkindi</p>
<p>Bir porsiyon hamur tatlısı</p>
<p>Yoğurt</p>
<p>Ekmek</p>
<p>Akşam</p>
<p>Çorba</p>
<p>Sebze yemeği</p>
<p>Ekmek</p>
<p>Yatmadan önce</p>
<p>Süt</p>
<p>Meyve</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/sicak-tutan-yiyecekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemik Erimesi(Osteoporoz)</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/kemik-erimesiosteoporoz.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/kemik-erimesiosteoporoz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:34:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[105]]></category>
		<category><![CDATA[118]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-kemik-erimesiosteoporoz</guid>
		<description><![CDATA[Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz bir modern çağ hastalığıdır.Yaşam süresinin uzaması ile osteoporozla ilgili komplikasyonlar katlanarak artmış,tanı yöntemlerinin gelişmesiyle de risk altındaki hastaları erken dönemde teşhis etmek mümkün olmuştur.
Osteoporoz Nedir?
Kemik kitlesinde azalma, kemik dokusunun mikro mimari yapısının bozulması ile karakterize bir hastalıktır. Buna bağlı olarak kemik kırılganlığında artış hastalığın en önemli özelliğidir. Vücudumuzdaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz bir modern çağ hastalığıdır.Yaşam süresinin uzaması ile osteoporozla ilgili komplikasyonlar katlanarak artmış,tanı yöntemlerinin gelişmesiyle de risk altındaki hastaları erken dönemde teşhis etmek mümkün olmuştur.</p>
<p>Osteoporoz Nedir?</p>
<p>Kemik kitlesinde azalma, kemik dokusunun mikro mimari yapısının bozulması ile karakterize bir hastalıktır. Buna bağlı olarak kemik kırılganlığında artış hastalığın en önemli özelliğidir. Vücudumuzdaki tüm dokular gibi kemiklerimizde yaşayan dokularımızdır. Hayatımız boyunca kemiklerimizde yapım ve yıkım devam eder. 30-35 yaşlarına kadar yapım yıkımdan fazladır böylece kemiklerimiz büyür, ağırlaşır ve yoğunlaşır. Bu yaşlardan sonra yavaş yavaş kemik yıkımı, kemik oluşumunu geçer ve bunun sonucunda da osteoporoz hastalığı gelişebilir. Kemik kaybının en hızlı olduğu dönem menopozdan sonraki ilk yıllardır.</p>
<p><span id="more-633"></span> Osteoporozlu Hastalarda Görülebilecek Yakınmalar Nelerdir?</p>
<p>Sırt ağrısı, bel ağrısı, boy kısalması, kamburlaşma görülebilir ancak genellikle kırık oluşuncaya kadar osteoporoz sinsi bir şekilde ilerler. Kırıklar en sık omurga, kalça ve ön kolda görülür. Omurga kırıkları boyda kısalma ve kamburlaşmaya neden olurken kalça kırıkları %30-40 oranında ölümle sonuçlanabilmektedir.</p>
<p>Kimler Risk Altındadır?</p>
<p>Küçük, narin yapılı, ailesinde osteoporoz bulunan beyaz tenli kadınlar risk altındadır. Erken veya cerrahi olarak menopoza girenler özellikle risk altındadır. Bunun dışında alkol ve sigara kullanımı, yetersiz fiziksel aktivite, düşük kalsiyum ve D vitamini alımı fazla tuz kullanımı, kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesi, yeterince güneş görmemek, diyabet ve hipertiroidi gibi hastalıklar ve kortizon, epilepsi ilaçları gibi bazı ilaçların uzun süre kullanımı osteoporoz için risk faktörleridir.</p>
<p>Osteoporoz Tanısı Nasıl Konur?</p>
<p>Tanıda hastanın öyküsü ve klinik muayenesinin yanında DEXA metodu ile yapılan kemik yoğunluğu ölçümü altın standart olarak kabul görmektedir.</p>
<p>Osteoporozdan Korunma ve Tedavi</p>
<p>Osteoporozdan korunmak için en ideal yol 30-35 yaşlarına kadar doğru beslenme ve egzersizle doruk kemik kitlesine ulaşmaktır Süt ve süt ürünleri, brokoli ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, sardalya ve somon balığı gibi yağlı balıklar ve tahıllar gibi kalsiyumdan zengin yiyecekler her yaşta dengeli bir şekilde tüketilmeli, risk faktörü oluşturan yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Düzenli egzersiz kemikleri güçlendirir, dayanıklılık ve dengeyi artırır. Her yaşın ve hastanın egzersiz programı farklı olmalıdır, ancak hızlı yürüyüş ve dans engeli olmayan herkese tavsiye edilebilir. Osteoporozun en korkulan sonucu olan kırıkların azaltılabilmesi için risk taşıyan ve tanı konan her hasta mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavide kullanılan ilaçlarla kemik kaybı durdurulabilmekte ve hatta bir miktar kemik kazanımı mümkün olmaktadır. Osteoporozlu hastalar kaymayan alçak ökçeli ayakkabılar giyerek, evlerinde uygun zemin döşeme ve uygun ışıklandırma sağlayarak düşme riskini azaltmalıdırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/kemik-erimesiosteoporoz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aft nedir ?</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/aft-nedir-2.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/aft-nedir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[38]]></category>
		<category><![CDATA[41]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-aft-nedir</guid>
		<description><![CDATA[AFT TARİFİ
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AFT TARİFİ<br />
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.</p>
<p>Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.</p>
<p>Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.</p>
<p>Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?<br />
<span id="more-631"></span><br />
STRES</p>
<p>Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.</p>
<p>Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.</p>
<p>YİYECEKLER</p>
<p>Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.</p>
<p>TRAVMA</p>
<p>Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.</p>
<p>DİŞ MACUNU</p>
<p>Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan &#8220;sodyum lauryl sulhate&#8221; ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.</p>
<p>Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom&#8217;s of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)</p>
<p>SİSTEMİK HASTALIKLAR</p>
<p>Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.</p>
<p>Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.</p>
<p>DİĞER NEDENLER</p>
<p>B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:</p>
<p>Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:</p>
<p>Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.</p>
<p>&#8220;2% hydrogen peroxide&#8221; solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir.</p>
<p>Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir.</p>
<p>Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,</p>
<p>Yemeklerden önce aft bölgesine &#8220;xylocaine&#8221; solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.</p>
<p>Aft üzerine uygulanacak &#8220;orabase&#8221;, &#8220;Gly-oxide&#8221;, &#8220;Cankaid&#8221;,&#8221;Ambesol&#8221; gibi ağız içi kremler uygulanabilir.</p>
<p>&#8220;sucralfate&#8221; tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.</p>
<p>Özellikle aftı başlangıç aşamasında &#8220;tetrasiklin&#8221; tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.</p>
<p>Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid &#8220;%0.1 lik triamcinalone&#8221; uygulanması ya da steroidli bir gargara &#8220;betamethasone syrup&#8221; ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.</p>
<p>&#8220;Chlorhexadine&#8221; gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.</p>
<p>&#8220;Tetrasiklin&#8221; şurup la hazırlanan 12,500 unite &#8220;nystatin&#8221;, 1.25 mg &#8220;diphenhydramine&#8221;, ve 0.25 mg/m &#8220;hydrocortisone&#8221; karışımı &#8217;shotgun&#8217; solusyonu olarak kullanılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/aft-nedir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/panik-atak.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/panik-atak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:21:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[119]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[31]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-panik-atak</guid>
		<description><![CDATA[Yeterince nefes alamadığınızı hissediyorsunuz, kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi atıyor, içiniz sıkışıyor. Herkesin günlük yaşamında yaptığı bazı şeyleri yapamıyorsunuz; süpermarkete ya da sinemaya gitmek, uçağa ya da asansöre binmek gibi. Kaygılanıp, korkuyorsunuz. Korkularınızın herhangi mantıklı bir nedeni olmadığını biliyorsunuz ama yine de bu duygunuzla başedemiyorsunuz. Aklınızı yitireceğinizi, tümüyle kontolünüzü kaybedeceğinizi, bayılacağınızı hatta kalp kirzi geçirip öleceğinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeterince nefes alamadığınızı hissediyorsunuz, kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi atıyor, içiniz sıkışıyor. Herkesin günlük yaşamında yaptığı bazı şeyleri yapamıyorsunuz; süpermarkete ya da sinemaya gitmek, uçağa ya da asansöre binmek gibi. Kaygılanıp, korkuyorsunuz. Korkularınızın herhangi mantıklı bir nedeni olmadığını biliyorsunuz ama yine de bu duygunuzla başedemiyorsunuz. Aklınızı yitireceğinizi, tümüyle kontolünüzü kaybedeceğinizi, bayılacağınızı hatta kalp kirzi geçirip öleceğinizi düşünüyorsunuz. Yalnız değilsiniz!<br />
<span id="more-630"></span><br />
 Panik atak aşağıda sayılan 13 bedensel ve bilişsel belirtilerden en az dördünün eşlik ettiği yoğun korku ve rahatsızlık hissidir.</p>
<p>1 &#8211;  Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama<br />
2 &#8211;  Terleme<br />
3 &#8211;  Titreme ya da sarsılma<br />
4 &#8211;  Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma<br />
5 &#8211;  Soluğun kesilmesi<br />
6 &#8211;  Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma<br />
7 &#8211;  Bulantı ya da karın ağrısı<br />
8 &#8211;  Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma<br />
9 &#8211;  Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).<br />
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu<br />
11- Ölüm korkusu<br />
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu<br />
13- Üşüme ürperme ve ateş basması</p>
<p>Bu belirtiler genellikle 10 dakika gibi bir sürede yoğunlaşarak doruk noktada sıkıntı verir sonra da genellikle yavaş yavaş azalır. Bu durum bir kez olursa panik nöbet olarak isimlendirilir. Ancak tekrarlamalarla gideceğinden kişi ne zaman olacak diye beklentiden dolayı sıkıntı duymaya başlar ki buna beklenti anksiyetesi denir. Bu anksiyete nedeniyle dışarı yanlız çıkmaktan korkmaya yanında birisi olmadan uzağa gitmekten kaçınmaya başlar. Tekrarlayan panik nöbetlere ve kaçınma davranışının eşlik ettiği duruma panik bozukluk denir.</p>
<p>Panik atak hastalarında yaşanan bu nönetler bunaltıcı, yorucu sinir bozucudur. Ama size iyi bir haberimiz var.</p>
<p>Panik ataklardan kurtulabilirsiniz.</p>
<p>Bu atakların yarattığı kaygıdan kurtulabilirsiniz.</p>
<p>Panik atak yüzünden artık hiçbir planınızı iptal etmenize gerek kalmayabilir.</p>
<p>Panik ataklar farkında olmadan öğrenilen davranışlar sonucunda oluşurlar. Ataklardan kurtulmak için yapmanız gereken bu davranışları yapmamayı öğrenmektir. Genelde insanlar atakları daha az yaşamak için;</p>
<p>• Panik atak yaşayabileceklerini düşündükleri tüm olayları saf dışı bırakmaya ve kendilerini güvende hissetmedikleri, yardım görmeyecekleri her yerden kaçmaya çalışırlar.<br />
•	Yeniden yaşayabilecekleri panik atağını düşünerek sürekli yeni atağın sinyallerini beklemeye çalışırlar.</p>
<p>Ancak bu korkular gittikçe daha büyük korkulara ve bu korkulardan daha çok kaçınmaya yol açar. Peki yaşanan bu kısırdöngüyle nasıl başaçıkabilirsiniz Panik atağın temelinde bulunan iki ana unsurla başa çıkmada iki aşamalı bir çalışmayla başarılabilir.</p>
<p>•	Kişinin içinde yaşanan kaygı ve sıkıntı duygusunu kontrol altına alarak, paniğe kapılma korkusunu azaltmak.<br />
•	Panik yaratabilecek olan olay ve duygulardan kaçınmayı sona erdirmek.</p>
<p>Bu noktada ilk anlaşılması gereken nokta şudur Panik Atak Tehlikeli Bir Virüs Değildir. Bu anlaşıldıktan sonra panik atak duygusunu yaratan olaylarla yüzleşilmeli ve yarattığı duygularla başa çıkmayı öğrenmelisiniz.</p>
<p>Gelecek Konumuz: Bir kaç basit teknikle atakları nasıl daha kolay atlatabilirsiniz.</p>
<p>Psikolog Uğur DALAN<br />
udalan@psikodestek.com</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.psikodestek.com/">psikodestek.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/panik-atak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alkol Bağımlılığı</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/alkol-bagimliligi.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/alkol-bagimliligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 08:19:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[31]]></category>
		<category><![CDATA[44]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-alkol-bagimliligi</guid>
		<description><![CDATA[Tarihçe
* 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ilk ıslah etmesiyle bira yapımı başladı.
* 6 bin yıl önce Sümerler, Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap içiyorlardı.
* Paleolitik çağda fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol yapılıyordu.
* Metanol, Yunanca Methy ve Sanskritçe Madhu kelimelerinden gelir ve bal, sarhoş eden madde anlamına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihçe<br />
* 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ilk ıslah etmesiyle bira yapımı başladı.</p>
<p>* 6 bin yıl önce Sümerler, Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap içiyorlardı.</p>
<p>* Paleolitik çağda fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol yapılıyordu.</p>
<p>* Metanol, Yunanca Methy ve Sanskritçe Madhu kelimelerinden gelir ve bal, sarhoş eden madde anlamına gelir.</p>
<p>* Alkol kelimesi Arapçadan gelmektedir.</p>
<p>* Distilasyon, İS 8. yy’da Arabistan’da başlamıştır.<br />
<span id="more-1713"></span><br />
Alkolizmin Kliniği</p>
<p>* Alkolizm, davranışsal bir bozukluktur.</p>
<p>* Tekrarlayıcı olarak fazla miktarlarda alınan alkole bağlı problemler gelişmesi anlamına gelir.</p>
<p>* Alkolik, kötü sonuçlar doğurmasına rağmen, kompulsif bir biçimde alkol içmeye devam eder.</p>
<p>* Alkolizmde, alkol alımının sınırlanması ile ilgili kontrol kaybolmuştur</p>
<p>İnsanlar neden içiyorlar?</p>
<p>- Zevk almak</p>
<p>- Duygudurumu düzeltmek</p>
<p>- Stresle başa çıkmak</p>
<p>- Alkol içme arzusu (craving, aş erme)</p>
<p>Alkoliğin hayatı</p>
<p>* İçenlerle arkadaşlık eder, evlenir</p>
<p>* İçmek için her zaman neden vardır: mutluluk, neşesizlik, gerginlik vs</p>
<p>* İçme fırsatları sonsuzdur: maç, av, parti, tatil, doğum günü vs</p>
<p>* Alkolizm ilerledikçe problemler artar, yalnız içmeye başlar, gizlice içer, şişeleri saklar, durumun ciddiyetini saklamaya çalışır</p>
<p>* Suçluluk duygusu gelişir, suçluluk ve pişmanlık duygularını bastırmak için daha çok içmeye ve sabahları kalkınca içmeye başlar.</p>
<p>Alkolizmde kısır döngü</p>
<p>Suçluluk ve anksiyete nedeniyle daha çok alkol alır, alkol aldıkça anksiyete ve depresyon derinleşir ve şu belirtiler ortaya çıkar: Uyku kalitesinde bozulma, gece uyanmalar, depresif duygudurumu, huzursuzluk ve sıkıntı hisleri, panik nöbetleri, göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes almada zorluk …&#8230;</p>
<p>Alkolizmde fiziksel bulgular</p>
<p>- Arkus senilis: gözün kornea tabakasında yağ halkası</p>
<p>- Acne rosecea : kırmızı burun</p>
<p>- Palmar eritem: avuç içinde kırmızılık</p>
<p>- Asteriksis: Elde flapping tremor (büyük amplitüdlü titreme)</p>
<p>- Sigara yanıkları: parmak, göğüs vs’de</p>
<p>- Morarıklıklar (düşme ve çarpmalara bağlı)</p>
<p>- Hepatomegali (karaciğer büyümesi), karın ağrısı</p>
<p>- Spider anjioma</p>
<p>- Periferik nöropati (el ve ayaklarda his kusurları, uyuşma vs)</p>
<p>- Kan tetkiklerinde anormallikler: GGT, MCV, AST, ALT, ürik asit, trigliseritler, üre yükselir</p>
<p>Doğal gidiş, cinsiyet farkı</p>
<p>Erkeklerde daha erken başlar (20 civarı), sinsi gidişlidir, 30 yaşından önce problemleri farketmek zordur. 45 yaşından sonra başlama nadirdir.</p>
<p>Kadınlarda başlangıç daha geç olur, depresyon daha sıktır.</p>
<p>Alkolizm tipleri</p>
<p>Gamma tipi alkolizm: Çok aşırı miktarda alkolün aralıksız biçimde alındığı epizotların yaşandığı, ama aralarda alkol alınmayan dönemlerin olduğu alkolizm tipi. Örneğin kişi günler boyunca sızıncaya kadar alkol alıp ayılır ayılmaz içmeye devam eder. Sağlık durumu nedeniyle içemez hale gelince birkaç gün hasta yatar, daha sonra 1-2 hafta alkol almaz ve sonra herşey yeniden başlar. Bu kişilerde temel problem alkol alımı ile ilgili kontrol kaybıdır, yasal ve sosyal problemler ön plandadır. Bunun tersine “Fransız tipi alkolizm”de kişi sürekli olarak fazla ama aşırı olmayan miktarlarda alkol alır, alkol kullanımı bir hayat tarzı haline gelmiştir. Herhangi bir nedenle alkol içmeyi durdururlarsa alkol yoksunluğuna girebilirler. Uzun vadede <a href="http://www.insanvesaglik.com/">sağlık</a> problemleri ortaya çıkar.</p>
<p>Tip A-B ya da 1-2: Erken yaşlarda başlayan, ailede alkolizm öyküsünün varolduğu, antisosyal kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülen kötü gidişli alkolizm ve daha geç yaşta başlayan, aile öyküsünün olmadığı, daha çok depresyonun eşlik ettiği, daha iyi gidişli alkolizm tipi.</p>
<p>Komplikasyonlar (alkolizmin sonuçları)</p>
<p>Sosyal:</p>
<p>Boşanma, terkedilme</p>
<p>İş sorunları, devamsızlık</p>
<p>Ev-iş-trafik kazaları</p>
<p>Adli problemler</p>
<p>Tıbbi: 1.Akut sorunlar 2.Kronik sorunlar 3.Yoksunluk belirtileri</p>
<p>Karaciğer harabiyeti, kardiyomiyopati (kalp büyümesi), anemi (kansızlık), yüksek tansiyon, trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma), miyopati (kas yıkımı), kanser, teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler), pankreatit (pankreas iltahabı), pnömoni (zatüre), merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar nörit,Wernike-Korskof Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)</p>
<p>Alkol Yoksunluğu belirtileri</p>
<p>Otonomik hiperaktivite (terleme, nabız 100’ün üstünde)<br />
titreme<br />
uykusuzluk<br />
bulantı ve kusma<br />
geçici halusinasyon ve ilüzyonlar: alkolü bıraktıktan sonra 1-2 gün içinde görülür.<br />
psikomotor ajitasyon<br />
anksiyete<br />
grand mal konvülzyonlar (epileptik nöbetler): alkolü bıraktıktan sonra 2 gün içinde görülür.</p>
<p>Deliryum tremens: Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü kestikten 2-3 gün sonra ortaya çıkabilen, ölüm riski taşıyan bir tablodur.</p>
<p>Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halusinasyonlar (gerçekte var olmayan şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile kendini belli eder, hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.</p>
<p>En sık eşlik eden psikiyatrik bozukluklar:</p>
<p>- Majör Depresyon: Alkol bağımlılarının %30-50’sinde görülür</p>
<p>- Anksiyete bozuklukları: %30 sıklıktadır. Erkeklerde sosyal fobi, Kadınlarda agorofobi sıktır.</p>
<p>- İki uçlu duygudurum bozukluğu (manik depresif b)</p>
<p>- Diğer madde bağımlılıkları: başta sigara olmak üzere esrar vs.</p>
<p>- Kişilik Bozuklukları: antisosyal ve sınırda kişilik bozuklukları.</p>
<p>Alkolizm tedavisi</p>
<p>* Alkolikler tedavi için başvurduklarında genellikle ‘dibe vurmuşlardır’ yani <a href="http://www.insanvesaglik.com/">sağlık</a>, aile, meslek, sosyal yaşam vb yönlerden büyük kayıplara uğramış ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden pek çok alkolik bu zevki terketmeye yanaşmaz, ya da buna karar verse de kolayca vaz geçer. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısır döngüyü durdurmaktır. Bu nedenle kişinin alkolik olduğu yani alkol karşısında zayıf, hatta alkolün esiri olduğunu farkedip kabullenmesi düzelmenin başlangıç noktasını oluşturur. Erken dönemdeki alkoliklerin bu gerçeği farketmeleri için “motive edici görüşmeler” yapılır.</p>
<p>* Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar</p>
<p>* Hedef ayıklıktır (sobriety): Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.</p>
<p>* Ekip tedavisi gerekir</p>
<p>* Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.</p>
<p>* Tedaviden sonra uzun süreli izlem gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya da kendine yardım gruplarına katılmalıdır.</p>
<p>* Nüksler (tekrarlamalar) ilk 6 ayda en sıktır.</p>
<p>İlaç tedavileri</p>
<p>* Disulfiram (Antabus)</p>
<p>* Antidipsojenikler:</p>
<p>Naltraxone, Acomprasate</p>
<p>* Seratonerjik antidpresanlar</p>
<p>* Lityum</p>
<p>Psikoterapi</p>
<p>* Sıcak ama biraz otoriter bir yaklaşım gereklidir.</p>
<p>* Adsız Alkolikler gibi kendine yardım grupları tedaviye entegre edilmelidir.</p>
<p>* Davranışçı-kognitif tedaviler iyi sonuç verir.</p>
<p>* Eğitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır.</p>
<p>* Psikoterapilerde iç görü üzerinde yoğunlaşılmamalıdır. Psikanaliz gibi bu türdeki terapiler alkol kullanımını daha da arttırabilir.</p>
<p>* Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir “Aile Hastalığı”dır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/alkol-bagimliligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte ev ortamı nasıl olmalıdır ?</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/hamilelikte-ev-ortami-nasil-olmalidir.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/hamilelikte-ev-ortami-nasil-olmalidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 21:21:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[47]]></category>
		<category><![CDATA[82]]></category>
		<category><![CDATA[97]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-hamilelikte-ev-ortami-nasil-olmalidir</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikle ev ortamı, özellikle banyo ve tuvalet, kazalara, düşme ve kaymalara kar­şı düzenlenmelidir. Banyoda ve tuvalet­te iken gebeler kapıyı arkadan kilitlememelidir.
Hamilenin bulunduğu evde veya hiç değilse bulunduğu odada, si­gara içilmemelidir.
Ev günlük olarak ha­valandırılmalıdır.
Ayrıca bulaşıcı hastalığı olan yakınları ile hastalıklarının bulaşıcılığı geçene kadar aynı ev ortamında bulunmaması için ted­bir alınmalıdır.
Evde kedi-köpek vs.. besleniyorsa doğum sonrasına kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelikle ev ortamı, özellikle banyo ve tuvalet, kazalara, düşme ve kaymalara kar­şı düzenlenmelidir. Banyoda ve tuvalet­te iken gebeler kapıyı arkadan kilitlememelidir.</p>
<p>Hamilenin bulunduğu evde veya hiç değilse bulunduğu odada, si­gara içilmemelidir.<br />
Ev günlük olarak ha­valandırılmalıdır.</p>
<p>Ayrıca bulaşıcı hastalığı olan yakınları ile hastalıklarının bulaşıcılığı geçene kadar aynı ev ortamında bulunmaması için ted­bir alınmalıdır.<br />
Evde kedi-köpek vs.. besleniyorsa doğum sonrasına kadar evden uzaklaştırılmalıdır. Kedi dışkısından Toxoplazma denen bir enfeksiyon gebeye geçebilir, bu da bebek­te bazı sakatlıklara veya düşüğe sebep olabilir. (Bu enfeksiyon iyi pişirilmemiş, çiğ kalmış etlerin yenmesiyle de geçebilir. Bu yüzden etlerin iyi pişirildiğin­den emin olunmalıdır.).</p>
<p>Ayrıca ev ortamında stresli, üzücü konula­rın hamilelerin yanında konuşulması olabil­diğince engellenmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/hamilelikte-ev-ortami-nasil-olmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklıksız Beslenme Kalbi Hızlı Yaşlandırıyor.</title>
		<link>http://www.zayiflik.net/saglikliksiz-beslenme-kalbi-hizli-yaslandiriyor.html</link>
		<comments>http://www.zayiflik.net/saglikliksiz-beslenme-kalbi-hizli-yaslandiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 23:34:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[131]]></category>
		<category><![CDATA[132]]></category>
		<category><![CDATA[133]]></category>
		<category><![CDATA[29]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tokiohotel-tr.com/tokio-hotel-saglikliksiz-beslenme-kalbi-hizli-yaslandiriyor</guid>
		<description><![CDATA[100 ülkeden toplam 189 kalp vakfı ve kardiyologlar topluluğunu bünyesinde barındıran Dünya Kalp Federasyonu bu yılki etkinliklerde, Kalbiniz Ne Kadar Genç? sloganını benimsendi.
Dünya Kalp Günü nedeniyle çeşitli ülkelerde bu çerçevede sağlık kontrolleri, yürüyüş ve koşular, bilimsel toplantılar, sergi, konser ve spor turnuvaları düzenlenecek.
Katılımcılardan da Kalbiniz Ne Kadar Genç? sorusunun yanıtını düşünmeleri istenecek. Dünya şampiyonu olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>100 ülkeden toplam 189 kalp vakfı ve kardiyologlar topluluğunu bünyesinde barındıran Dünya Kalp Federasyonu bu yılki etkinliklerde, Kalbiniz Ne Kadar Genç? sloganını benimsendi.<br />
Dünya Kalp Günü nedeniyle çeşitli ülkelerde bu çerçevede <a href="http://www.insanvesaglik.com/">sağlık</a> kontrolleri, yürüyüş ve koşular, bilimsel toplantılar, sergi, konser ve spor turnuvaları düzenlenecek.</p>
<p>Katılımcılardan da Kalbiniz Ne Kadar Genç? sorusunun yanıtını düşünmeleri istenecek. Dünya şampiyonu olan İtalya futbol takımının kaptanı Fabio Cannavaro da kampanyaya destek veriyor.</p>
<p>Cannavaro kampanya çerçevesinde yaptığı açıklamada, Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizler, hem kalbimi genç, hem de kariyerimi uzun tutuyor dedi. Dünya Kalp Federasyonunun açıklamasına göre fiziksel hareketsizlik, <a href="http://www.insanvesaglik.com/">sağlık</a>sız beslenme ve tütün kullanımı gibi sorunları yoluna koymak, bir kişinin kalp hastalığı riskini yüzde 80 oranında azaltabiliyor. Bu konuda dikkatli olmamak ise kalbi daha hızlı yaşlandırıyor.</p>
<p>Kalp hastalıkları dünyadaki bir numaralı ölüm nedeni. Her yıl 17,5 milyon kişi kalp hastalığı ve kalp krizinden ölüyor. Her hafta 1 saat koşmak bile, kalp hastalığı riskini yüzde 42 oranında azaltabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zayiflik.net/saglikliksiz-beslenme-kalbi-hizli-yaslandiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

